22 Nisan 2018 Pazar 05:50
 

MÜLTECİ KRİZİ: TÜRKİYE AB GÖRÜŞMELERİ VE KÜRT SORUNU

28 Ekim 2015 Çarşamba 11:04

Gabar Çiyan

AB ülkelerini meşguleden önemli sorunlardan birisidir, Suriyeden gelen göçmenler. Özellikle Türkiyeüzerinden kara ve deniz yoluyla Avrupa’ya gitmek isteyen göçmenler, ‘illegalyollardan ulaşım’ için bir kazanç sektörünün oluşmasına neden olmuştur. Buacımasız sektör, işi, göçmenleri sefer öncesi ve sırasında defalarca soyma,azgın ve derin sularda ölüme terk etme, polis işbirliğinde sınırdan gizlicegeçirme ve yetkili bir kısım resmi görevlileri de pay sahibi yapmaya kadarvardırdı.

Suriyedeki savaştankaçan 3.5 milyon insana, her ay binlercesi daha katılıyor ve bu sayıyükseliyor. BM Mülteciler Yüksek Komserliği’nin krizle ilgili bugün çıkacakraporuna göre, 2015 yılı, dünyada son 18 yılda yaşanmamış, görülmemiş düzeyde,bir mülteci akınını getirdi. Bu gelişme, hiçbir ülkenin hazır olmadığı, dünyadaekonomik krizden bahsedildiği bir zamana denk geldi. Gelen yüzbinlerce insana,ev, aş, giyecek, bakım, iş ve eğitim gibi temel yaşam standartlarını sağlamakzor. BM yardım çağrısı yetmiyor. ABD sakin. AB, soruna kaynaklık eden nedenlerüzerinde yoğunlaşıp insani çareler üretmek yerine, göçmenleri, Suriye’ye komşuülkelerce kontrol altına almaya, Avrupa’nın kapılarını yüzlerine kapatmayla,çözüme kavuşturmayı deniyor.

Avrupada artanyabancı düşmanlığı, mülteci kamplarına yönelik saldırılar çok yönlü. Böylesihayati ve insani bir soruna, sıcak bakan siyasi partiler gerilemeye,yabancıları istemeyen güçler, oylarını artırmaktadır. Konu çok yönlütartışılmaktadır. İşte bu toplantılardan biri, geçen gün, İsveç’in hükümetortağı, Yeşiller Partisi (Miljö Partiet), Stockholm Uluslararası Sorunlar Grubutarafından, ‘Mülteci Krizi: Türkiye ve AB’ başlığı aldında yapıldı. Toplantıyadavet edilen Genç Yeşiller Eş Başkanı, göçmen ve integrasyondan sorumlumilletvekili, Magda Rasmusson konuştu. 

Grubun toplantılarıplanlamadan sorumlu Yakob Bargman toplantıyı açtı ve sözü Rasmusson’a verdi.Kendisi, geçtiğimiz ayda Türkiyeye yapmış olduğu ziyaret hakkında bilgi verdi.Tükiye’de, mülteci kamplarına ve şehirlere dağılmış, yaklaşık 2 milyonmültecinin durumuna değindi. AB çerçevesinde düşünüleni, Türkiye ile yapılangörüşmeler ve İsveç’i bekleyen yeni mülteci dalgası için yapılacaklara açıklıkgetirdi. Rasmusson’un 20 dakika süren konuşması ardından, Türkiye’demültecilerin durumu kadar, ülkedeki insan hakları ve Kürt sorunu, AKP hükümetive Cumhurbaşkanı Erdoğan’ınbaşarılı ve eleştirilen yönleri, tartışma konusu oldu.

Dünyada ve bölgedemülteci durumu: Dünyada 60 milyon insan, baskı, tehdit ve hayatitehlikelerden dolayı, kendine yeni bir vatan, yer bulmak için yollardadır. 22milyondan fazla nüfusa sahip Suriye’de, 2011’de başlayan çatışmaların savaşadönüşmesiyle, ülke nüfusunun yarısı, 3.5 milyon kişi komşu ülkeler (Türkiye,Lubnan, Kurdistan Federe Bölgesi, Ürdün, Mısır) ve dünyanın değişik yerlerinde,6.5 milyon kişi de kendi ülkesinde mülteci durumda. Konuyla ilgili araştırmayapan kuruluşlar, İnsan hakları örgütü raporları, bulunduğu ülkelerden verilenbilgiler, BM yetkililerin açıklamaları ve basına yansıyan haberler, durumunhiçte iyi olmadığına işaret ediyorlar.

Kurdistan FedereBölgesi’nde durum: IŞID’in saldırısından kaçan Ezdi Kürtler ve Suriye’nindeğişik yerlerinden, ağırlıklı  ‘rojava’yani Kurdistan’ın batısından gelenKürtlerin çoğunlukta, ancak içlerinde Arap kökenli sığınmacıların da olduğu 1 milyondanfazla mülteci, Kurdistan Federe Bölgesi’nin Hewlêr, Silêmanî,  Dihok, Kerkuk kamplarında yaşamakta. Kimliktespiti, BM ve Kurdistan Parlementosu-KRG’ye bağlı yetkililer tarafındanyapılıyor. Bir kısım mülteci rojava’ya dönüş yapmakta. Dolayısıyla, gelen vegidenlerin yaşandığı bu bölgede, göçmen sayısı değişiyor.

Mültecilerin çoğuKürtçe bildiği için, bir kısmı kampta yaşamakta, geri kalan büyük kesimi,şehirlerde çalışarak geçimini sağlamaktadır. Kürt kökenli olduğu için uyumkonusunda zorluk yaşanmamakta, göçmenler ile yerel halk arasında etnikibağlardan dolayı, birçok açıdan sorunlar az. Burada gönüllü eğitime katılımsözkonusu. Arapçaya eğilim azalmakta, eğitim Kürtçe yapılmaktadır. Hewlêr,Silêmanî ve Dihok’ta yaşayan rojavalı Kürtlerin sayısı 250 bin cıvarındadır. Kürt bölgesinde iki sorundanbahsedilmektedir:

. Kampta kalanlarasağlanan yardımın bir kısmı KRG’den veriliyor. BM de yardım ediyor. Bölgehükümeti’nin ekonomik sorunları olduğu düşünüldüğünde, artan mültecilerlebirlikte, yük ağır gelmekte. Dolayısıyla KRG’ye, uluslararası destek şart.İnsani yardıma acil ihtiyaç var.

. Bölgede iki evlilikeğiliminin fazlalaştığı, başlık parası karşılığında, genç kızların vekadınların imam nikahına zorlandığı iddialar sözkonusu. Şehirlerde fuhuşunfazlalaştığı söyleniyor.

Türkiye’de durum: Türkiye’ye gelenSuriye uyruklu mültecilerin sayısı, yıl sonunda 2 milyonu geçeceğibelirtiliyor. Gelen göçmenlerin % 60’tan fazlası kadın ve çocuklardanoluşmaktadır. Sığınan göçmenlerin % 15’i, başta Kürt şehirlerinde, Semsur(Adıyaman), Amed (Diyarbekir), Şırnex (Şırnak), Êlih (Batman), Gurgum (Maraş),Riha (Urfa), Mêrdin (Mardin), Entap (Antep) ve diğer şehirlerde, Mersin, Adana,Hatay’da kurulu çadır ve konteyner kentlerde yaşamaktadır. Geri kalan % 85’likbölüm şehirlerde yaşamaktadır. İstanbul’da 300 binden fazlaSuriye uyruklu var. Rıha’da 150 bin, Entap’ta 280 bin, Gurgum’de 75 bin kişiyaşamaktadır.

Sadece Avrupa kökenliolanlara mültecilik hakkı verildiği Türkiye’de, 2014‘te yapılan değişiklike,‘yabancılar ve uluslararası koruma kanunu’ çıkartılarak, göçmenlere verilen ‘geçicikoruma’ tanımı, güçlendirilmiştir. Sağlanılan ‘uluslararası koruma ve başvurusahibi kimlik belgesi’ sayesinde, Suriye göçmenlerine, eğitim, sağlık ve sosyalyardım için kapılar açılmıştır. ‘Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı-AFAD’akaydını yapanlar -ki bu sayının 1 milyonun altında olduğu söyleniyor, sözkonusuhaklardan yararlanabiliyor. Yabancılar polisi, valilikler ve jandarma,kayıtların yapılması konusunda yardımcı olmaktadır.

Eğitim konusunda‘Milli Eğitim Bakanlığı’, sağlıkları konusunda ‘Sağlık Bakanlığı’,çocukların  korunmasında ‘Aile ve SosyalPolitikalar Bakanlığı’ yardımcı olmaktadır. Şu ana kadar BM ve diğer ülkelerdensağlanan maddi yardım yeterli olmadığı belirtilmekte. Kürt şehirlerindeki kamplarınbazılarında ‘rojava’lı Kürt kökenli göçmenler yaşamaktadır. Bir kısmı kamptakalırken, geri kalanı şehirlerde çalışarak geçimini sağlamaktadır. Bunlargenelde yöre halkıyla akraba ve etniki bağları olduğu için, maddi ve manevidestek almaktadırlar.

Suriye kökenli birkısım göçmenler, özellikle İstanbul, Entap ve Mersin’de iş hayatına katılımışve
değişik şirketler kurarak ülke ekonomisine katkılar sunmaktadırlar. ÖzellikleMersin limanından yapılan ticaret ile büyük gelirlerin elde edildiğivurgulanmaktadır.

Göçmenlere yönelikşikayetler artmıştır. Özellikle, kadın hakları konusundadır. Boşanmalarınfazlalaştığı ve dini nikahlı çok evliliğin yaşandığı vurgulanmaktadır.Şehirlerde fuhuş vakaları çoğalmaktadır. Göçmenlerin yığıldığı şehirlerdekiralık ev bulma sorunu yanında, artan kiralardan dolayı problemler yaşanmakta.Çocuk yaştaki kişilerin ağır şartlarda çalıştırılması, diğer kişilerin ucuzişgücünden faydalanıldığı sıkça vurgulanmaktadır. Entap, Hatay, İstanbul veGurgum’de, etniki, kültürel ve inançsal ayrılıkların, göçmenleri ve yerli halkıkarşı karşıya getirebileceği endişelerinden bahsedilmektedir. Arap kökenli mültecilerarasında aşırı şiddet yanlısı, IŞID gibi örgüt üyelerinin bulunması korkusumevcut. Rejim yanlısı olupta insanlık suçuna bulaşmış kişilerin bulunması diğerbir endişe nedeni. Sosyal uyumsuzluklar vardır ve dilencilik yaygındır.

AB’nin yaklaşımı vesonuç: Türkiye, gelen göçmenlere ‘geçici korunma’ izni vermektedir. Mültecistatusünü tanımamaktadır. Misafir gözüyle bakılmaktadır, göçmenlerin 3. ülkeyegitmesi ya da ülkelerine geri dönmeleri beklenilmektedir. Bu da, göçmenlerinyeni yurt edinmeleri, güvencede olmaları, iş ve sosyal yaşantıya katılımlarınınönünü kapatmaktadır. Dolayısıyla, ekonomik yatırımları da dahil, bunlarıntopluma entegre yolu, endişe ve riskler taşımaktadır.

AB ülkelerine mülteciakını, Türkiye ve Balkanlar üzerinden devam etmektedir. Sadece geçtiğimiz haftaİsveç’e gelen göçmen sayısı 10 bin dolayındadır. Almanya ve İsveç göçmen alanülkelerin başında gelmektedir. AB ülkelerinde göçmen karşıtı partilergüçlenmektedir. Yabancılara karşı saldırılar sürmektedir. Yabancı karşıtıpartiler, göçmenlere sağlanan hakların getirdiği ekonomik sıkıntılardan dolayı,ülkelerinin sert politika izlemesini istemektedir. Bazıları ülkeyi, göçmenlerekapalı duruma getirmeyi savunmaktadır.

AB için acil birreçete gereklidir. AB, şuan göçmen sorununu çözmenin en kolay yolunu, Suriye’ye komşu bölge ülkeleremaddi destek vererek, orada kalmasını sağlama ve dışarıya çıkmasını kontrolaltına alma, yolunu seçmiştir. AB’nin bu yöndeki çabası sürmekte ve Türkiye ilegörüşmeleri devam etmektedir. Türkiye’den, Avrupa sınırlarını daha iyikontrolünü ve ülkesinde, mülteci haklarının iyileştirmesini istemektedirler.Türkiye de, verilecek maddi yardım ile yetinmemektedir, AB’ye üyelik sürecinehız verilmesi ve vatandaşlarına vize kolaylıklarını getimesini istemektedir.Ayrıca, insan hakları ve Kürt sorunun fazla gündeme getirmeme ve gözardıistemleri de basına yansımış durumda.

Türkiye ve PKKarasında sürdürülen ‘Çözüm Süreci’ askıya alınmıştır. Kürtlerin legal alandakendini ifade etmesi, Kürt dili ile okullarda devlet desteğinde eğitimverilmesi, devlet engeliyle karşılaşmaktadır. Kürt sorununu barışçıl yollarlaçözüm eğilimi fazla gözükmemektedir. ABD ve AB’nin, Türkiye ve PKK’yi barışateşvik edici çalışmaları fazla verimli olmamaktadır. Bu olumsuz eğilim, devletve PKK arasında süren savaşın büyümesine neden olacaktır. Devlet güçlerinin,Türkiye Kurdistanında, şehirlerde sokağa çıkma yasağını günlerce devamettirmesi, suçsuz sivilerin yaşamını yitirmesi, insanların gıda sıkıntısıçekmesi, hasta kişilerin tedavisinin engelenmesi ve öldürülenlerın gömülmesinedahi izin verilmemesi, çatışmada asker, polis ve gerilladan ölümlerin olmasıbölgedeki gerginliği daha da artıracaktır. İnsan haklarının rafa kaldırıldığıTürkiye Kurdistanından başlayan göçler daha da büyüyececek ve bu yeni bir göçdalgasını yaratıp, Avrupa’ya yöneltecektir.

Başta ABD olmaküzere, AB, Kürt sorununun barışçıl yöntemlerle çözümü için, Türkiye ve PKK’yiikna etmelidir. Etniki ve inançsal çatışmaların yoğunlaştığı Ortadoğu’da,Türklerin ve Kürtlerin birarada barış içinde yaşaması, bölgede barış vedemokrasi için örnek bir model oluşturacaktır. Bu anlamda, Türkiye ve yeterincedestek almış bir Kurdistan Federe Bölgesi, göçmenler için güvenli yerolacaktır.

ABD, AB ve diğergelişmiş ülkeler, BM öncülüğünde tehlike altındaki Suriye vatandaşları için toplanmalı. Bunlarakapılarını açmalı ve Avrupa’ya göçlerin durması için, bölge devletlerdekimültecileri, gelişmiş ülkeler arasında adilce dağıtımı yapılmalıdır. Bölgedekidevletlerin yükü hafifletilmelidir. Suriyenin arap kesiminde, BM denetimindegüvenli bölgeler oluşturulmalı, halka yardım eli uzatılmalıdır.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu