25 Nisan 2018 Çarşamba 19:26
 

YAZMAK MI ZOR SUSMAK MI

11 Haziran 2010 Cuma 12:02

Her şeye bir söz yetiştirmek, her şeyi anlaşılır kılmaya çalışmak! Öyle bir girdap ki, pek çekici; kaçmak zor, içine girince kurtulmak daha da zor! Not defterimi karıştırırken, şöyle bir pasaja rastladım geçen gün: “Sözcükler yüzyıllardır pek çok ve her türden düşünceyi tuzağa düşürmüşlerdir. Belki de düşünceler gece kuşlarıdır. Kanatlarını ısıtır ısıtmaz ve gün ışığıyla birlikte canlanır canlanmaz, bir an önce onları barındıran sözcüklere dönmek isterler...

Oysa sözün bir sınırı olduğunu biliriz ya da bilmemiz gerekir. Her şeyi sözle anlatmanın imkânsızlığını bilmiyorsak, o zaman da yeri geldiğinde hayat öğretir bize. Bazen hayata aracılık eden ustalar devreye girer, onlar öğretirler.

Her hayatın kendi ustaları vardır. Benim hayatımın ustalarından biri Tezer Özlü’dür. Sözle, sözcüklerle çok netameli bir ilişkisi vardır onun da. Her yazar gibi o da sözü sever, ama acıtan bir sevgidir bu. Ve şu sözlerle anlatır sözün aczini:

Sözcüklerle yaşamın derinliğini vermeye olanak yok. Çünkü sözcüklerde rüzgârlar ne kadar esebilir? Sözcüklerden nasıl bir güneş doğabilir? Sözcükler açık bir pencere önüne büyük yağmur taneleri olarak yağıp, bir insanı derin uykusundan uyandırıp mutlu kılabilir mi? Sözcükler insanın yanında yatan diğer bir insanın yürek çarpışlarını duyurabilir mi?

Wittgenstein, “anlatılamayana gelince, susmak gerek” diyor. Sözün aciz kaldığı yerlerde, tek yol susmak mı, başka bir seçenek yok mu gerçekten? Danimarkalı şair Pia Tafdrup’a göre var, o da şiir yazmaktır. “Şiir, Wittgenstein’ın sözünü ettiği o sınırı aşmayı denemektir. Şiir yazmak; sözcüklere özgürlük vermek, gene de her şeyi söyleyememektir” der Tafdrup.

Leonard Cohen, çok daha güzel anlatıyor bu seçeneği, hem de bir şiirler:

Bana diyorsun ki sessizlik/ huzura daha yakınmış şiirlerden/ ama armağan diye sana/ tutup sessizliği getirsem/ (çünkü bilirim sessizliği)/ derdin ki/ sessizlik değil/ bu gene şiir/ ve bana geri verirdin

Sözün aczinin bir sebebi de, her şeyleri hep aynı sözcüklerle, aynı kalıplarla anlatmaya çalışmaktır herhalde. Öyle olunca dil de tükeniyor giderek. Carlos Fuentes’in Yanık Sular kitabında hikâyesini çarpıcı bir biçimde anlattığı genç Bernabi’nin durumuna düşme ihtimali de yükseliyor o vakit. “Bernabi, arayıp bulamadığı sözcüklerin yerini ancak şiddetle dolduran” bir gençtir.

“Yeni bir dil”, bu kısır döngüyü kırmanın bir yolu olabilir. Ömrümün bir diğer ustası Ingeborg Bachmann’ın, Her Şey adlı öyküsündeki anlatıcıya, yeni doğmuş çocuğuna öğretebileceği yeni dilin ne olabileceğini düşünürken söylettikleri, baştan çıkarıcı bir ufuk sunuyor bu konuda: “Ağaçlar gölge yapacak duruma geldiğinde bir ses duyar gibi oldum: Ona gölgelerin dilini öğret! Dünya bir deneydir ve bu deneyin hep aynı biçimde aynı sonuçla yinelenmesi yeter artık! Sen başka bir deneye başvur!

Lakin “yeni bir dil” arayışının sınırları ve tehlikeleri de vardır. Bachmann, bunun çok iyi farkındadır. Frankfurt Dersleri kitabında, şöyle uyarıyor bizleri: “Gerçekliğin karşısına yeni bir dille çıkılması, sanki doğrudan doğruya dil bilgi toplayabilirmiş ve insanın hiç edinmediği deneyimi yaratabilirmiş gibi, yalnızca dili yeni baştan oluşturma girişiminde bulunulduğu yerde değil, ahlaka ve bilgiye yönelik bir atılımın yapıldığı yerde sözkonusu olabilir. Dil, yalnızca yeniymiş gibi görünsün diye onunla oynandığında, öcünü zaman yitirmeksizin alır ve bu davranışın gerçek yüzünü ortaya vurur. Yeni bir dilin yeni bir akışı olması gerekir; buna ise ancak yeni bir ruh içerdiğinde kavuşabilir.

Bütün bunları yazmamın nedeni anlaşılmıştır herhalde. Sözden uzak durma isteğimin depreştiği zamanların birindeyim; “susmanın iyi geldiği zamanlar”. Oturup şiir yazacak yeteneğim yok, “yeni bir dil” kurmak da o kadar kolay değil! O halde, en iyisi, bir bahane uydurup bu hafta yazmayı pas geçmek olurdu. Onu yapmak yerine, söz üzerine ahkâm kestim; her şeye yetişmek zorundaymışım gibi. Bari Edip Cansever’le bitireyim:

Her yere yetişilir

Hiçbir şeye geç kalınmaz

Çocuğum beni bağışla

Ahmet Abi sen de bağışla...”

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu