25 Nisan 2018 Çarşamba 19:31
 

NEWROZ 2015: YENİ BAŞLANGIÇ, YENİDEN İNŞA

04 Nisan 2015 Cumartesi 14:39

“Hafızasız yaşam, yaşam değildir” der sinemanın büyük ustası Luis Bunuel. Bunu da basit bir şekilde açıklar: “Hafızanın yaşamlarımızı yapan şey olduğunu fark etmek için, parça parça da olsa hafızamızı yitirmeye başlamamız gerekir.” 


Hafızanın bu işlevi, sadece bireyler için değil, toplumlar için de geçerlidir. Geçmişteki ve kültürel geleneklerdeki ortak referanslar, bir toplumun varoluşu bakımından büyük öneme sahiptir.  Geçmiş, bireysel ve kolektif kimliğin oluşumunda belirleyici rol oynayan kaynaklardandır. Ancak geçmişteki ortak deneyimler ve değerler, bireye ve topluma kendiliğinden bir kimlik bahşetmez. Bunların kimliği kuran unsurlar haline gelmeleri, öğrenme ve özdeşleşme pratikleri sayesinde olur. Hatırlama ve hatırlatma, bu pratiklerin bir ürünü ya da sonucu olarak ortaya çıkar. Bu açıdan, hatırlama kurucu bir siyasal eylem niteliği taşır. Bu eylem, bugüne dair davranış tercihlerini ve geleceğe dönük hedefleri belirleyen başlıca hareket noktalarından biridir. 

Newroz, hafızanın siyasal eylemle canlandırılmasına ve kimliğin bu eylem aracılığıyla yeniden inşasına çarpıcı bir örnek oluşturuyor. Bugün Newroz, Kürdlerin kendilerine dayatılan kimliksiz ve kişiliksiz varoluşa karşı direnişlerinin bütün unsurlarını birleştiren tartışmasız bir semboldür. 

Newroz bu anlama çok boyutlu siyasal pratiklerle kavuşmuştur. Türkiye’de bu mücadelenin hayati dönemeçlerinden biri, 12 Eylül’de sınırsız vahşet laboratuvarı olarak kullanılan Diyarbakır Cezaevi’ndeki isyandır. Kürdleri aşağılayarak yok etmeyi amaçlayan zulüm aygıtına Mazlum Doğan’ın 1982 Newroz’unda kendini yakarak başkaldırması, Newroz’un Demirci Kawa efsanesindeki ruhla yeniden buluşmasının yolunu açtı. Böylece Newroz, direnerek dirilme geleneğini sürekli canlı tutmaya yönelik siyasi pratikler mekanı haline geldi. Devletin her türlü engelleme ve sindirme girişimine rağmen, Kürdler Newroz’u bu ruhla yaşadılar ve yaşattılar. 

Son birkaç yıldır Newroz, direnme geleneğinin ötesine geçen anlamıyla da öne çıkmaya başladı. Bunun özlü ifadesi, “yeni başlangıç ve yeniden inşa”dır. Bu anlam, esasen Newroz’un özünde yatıyor, hatta bizatihi kelimenin kendisinden çıkıyor. 

2013 Newroz’u, bu açıdan bir dönüm noktasıdır. Öcalan’ın o tarihte Diyarbakır’da okunan mektubu, geçmişin kaynaklarından da yararlanarak bugünü yeniden anlamlandırma ve geleceği inşa etme konusunda çok önemli mesajlar içeriyordu. Öcalan’ın mektubunun tümü belli bir mantık üzerine kurulmuştu. Bunu, isyandan inşaya geçiş olarak özetlemek mümkün. Öcalan, bu inşayı demokratik kurtuluş ve özgür yaşam olarak tanımlamış ve bu hedefe yürümenin asli yolu olarak da demokratik siyaseti işaret etmişti. 

2014 Newroz’unda bu mesajını biraz daha açan ve pekiştiren Öcalan, 2015 Newroz’unda da muhtemelen bu yolun ayrıntıları ve somut akışı hakkında değerlendirmeler yapacak, yeni yollar açacaktır. Seçimlerin bu yıla denk gelmesi, tarihsel bir çakışma duygusu yaratıyor. 

Bu yıl Newroz, tüm Kürdler açısından yeni başlangıç ve yeniden inşa imkanlarının iyice belirginleştiği şartlarda kutlanıyor. IŞİD saldırıları, Güney Kürdistan’ı son on yıldaki kazanımlarını daha yüksek bir seviyeye taşıma ve daha sağlam güvencelere bağlama ihtiyacıyla karşı karşıya bıraktı. Rojava, direnerek varolma mücadelesinde Kobane zaferiyle birlikte rüştünü ispatladı. Rojava’nın önünde duran görev de, demokratik özerk inşayı derinleştirmek ve daha kalıcı güvenceler yaratmaktır. 

Ortadoğu’daki şartlar, Kürdlere özgür yaşam konusunda önemli fırsatlar sunuyor, ama aynı zamanda önemli sorumluluklar da yüklüyor. Bu sorumlulukların başında, “birlik” arayışlarını olgunlaştırmak geliyor. Daha açık söylemek gerekirse, tarihin büyük randevusunun hakkını vermek için, Kürdlerin kendi aralarında ortak karar ve hareket mekanizmalarını geliştirmeleri gerekiyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu