22 Nisan 2018 Pazar 05:41
 

KADINLAR ÖLDÜRÜLÜYOR ERKEKLER ALÇALIYOR....

26 Kasım 2015 Perşembe 15:32

Bugün Kadınlar alanlara dökülerek, kendilerine acımasızca uygulanan şiddeti " vahşeti " protesto ederek, seslerini duyurmaya çalışacaklar.
Sesleri devlet yada biz erkekler tarafindan duyulacak mı ! bilmiyorum.
Bildiğim birşey var, bu ülkede erkek egemen devlet yapısı herşeye olduğu gibi, kadının sesinede kulaklarını kapatarak görmemezlikten gelerek vahşetlerin yaşanmasına sessiz kalacağıdır.
Türkiyede son beş yıl içerisinde toplam 1134 kadın vahşice katledilmiştir.
Bu resmen bir iç savaş halidir.
Neredeyse ortalama günde bir kadın öldürülmektedir.
İşin garip tarfı, katledilenler katledildiklerini duyururken bile, katledilmeye devam edilmeleri.

Erkek egemen toplumlarda, yasalar erkeklerden yanadır.
Parlementosunun neredeyse onda dokuzu erkek olan bir yapılanmada,
hele ki, kadını ikinci sınıf hatta, mülkiyetinden sonra üçüncü sınıf olarak gören anlayıştaki iktidarda, yasaların kadından yana olmasını beklemek, uzun bir süre daha cinayetlerin işlenmesini göreceğimiz anlamına gelmektedir.

Asıl cinayetleri işleyenler, devlettir.
Katil olan devlettir.
Vahşetin müsebbibi devlettir.
Devlet kadını koruyucu yasalarını koymuş olsa, bu cinayetler tamamıyla ortadan kalkmasa bile, en asgari düzeye inmiş olacaktır.

Kadın cinayetlerindeki gerekçelere baktığımızda, ortak bir nokta görüyoruz.
Namus yada sevgi.
Aslında bu gerekçeler, biz erkeklerin namustan ve sevgiden zerre kadar nasibimizi almamış,
sevginin ve namusun ne olduğunu öyrenmemiş olduğumuzun göstergesidir.
Eğer bir erkek cesur ve adamsa, kadını değil kendini cezalandırır.
Yani bir parça namusu var ise, kadını değil kendini ortadan kaldırır.

Sevgi en yüce değerdir.
O değere sahip olmanın tek yolu, kadını kutsamaktır.
Kadın kutsandıkça, erkek namuslu ve onurlu olacaktır.
Kadından ayrı düşme cesaretinde olamayan, kadını kendi malıymış gibi gören, zavallı, yetmez, biçare ve en önemliside sürüngen erkek,
" namusum yada sevgimden ve kıskandığımdan dolayı öldürdüm " diyen erkek aslında yalan söylüyor, asıl gerekçesi, kendi zavallılığını örtmek, kadını kendinden bir adım öne geçmesine, insanca ve onurlu bir şekilde yaşamasına olmayan tahammülsüzlüyüdür.

HDP li kadın milletvekilleri, dün parlementodaki gurup toplantılarını tamamıyle kadınlardan oluşturarak, kadına uygulanan şiddeti kınayarak seslerini duyurmaya ve kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştılar.
Olması gereken bir eylemmiydi ?
Evet.
Ancak asıl olması gereken, o eylemi HDPli erkek milletvekillerinin koymasıydı.
Hemde nasıl bir eylem koymalıydılar ?
Kadınların ellerinden tutarak, erkekler adına binlerce defa yüksek sesle özür dileyerek koymalıydılar.
Çünkü, aslolan mağdur olanların mağduriyetini mağdur olmayanların anlatması ve karşı duruş sergilemesidir.
Zaman geçmiş mi ?
Hayır.
Şimdi yapılması gereken şey, bir kadının tırnağına daha dokunulmadan o parlementoda gerekli yasaları çıkarmak için, gerekirse parlementoyu işgal ederek yasaların çıkarılmasının sağlanmasıdır.
Bu görev kadınlardan ziyade, erkeklerindir.
Çünkü; ilk etapta kadınlar mağdur edilmiş olsalarda, asıl zavallı ve mağdur olan erkeklerdir.
Nedeni ise, her kadın cinayetinde, erkekler alçalıyor, ufalarak cüceleşiyorlar.
Her kadın cinayetinde, erkekler onurlarını ayaklar altına atmış oluyorlar.
Her kadın cinayetinde, erkekler yüzlerine bile tükürülmeyecek kadar kişiliksizleşmiş ve onursuzlaşmış oluyorlar.
İşte bu nedenlerle, kadınlardan daha fazla erkeklerin ayağı kalkarak seslerini yükseltmeleri, ayaklar altına alınan onurlarını kurtarmalılar.
Sevdamız, yaşamımız ve varlığımızın sahibi dediğimiz kadınların yüzlerine bakabilmek ve başımızı önümüzden kaldırabilmek için, biz erkekler bu tür eylemlikleri koymalıyız.
Tüm kadınların bizleri bağışlayacağını biliyorum, yeterki bizler biraz cinsiyetimize sahip çıkalım.
Tüm kadınların bizleri yeniden onurlandıracaklarını biliyorum,
yeterki biz erkekler onurumuza sahip çıkmasını bilelim.
Melik AYGÜL.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu