22 Nisan 2018 Pazar 05:26
 

BARIŞ CESUR VE İRADELİ İNSANLARIN İŞİDİR.

11 Haziran 2012 Pazartesi 11:48

BARIŞ CESUR VE İRADELİ İNSANLARIN İŞİDİR.

 Kızıltepe Sivil Toplum Kuruluşları Platformu‘nun (STK) Sözcülüğü görevi dışında asıl mesleğim zahireciliktir. 22 yıldır Kızıltepe Buğday pazarında hububat yani tarım ürünleri ticaretiyle uğraşmaktayım. Dolayısıyla tarım ile ilgili tecrübeler noktasında hasbelkader bilgi sahibiyim
Bu alandaki bilgimi köşe yazıları şeklinde, yerel basınımızın teveccüh göstermeleri sayesinde kamuoyuyla paylaşıyorum. Normalde bilgi sahibi olmadığım konular hakkında yazmayı uygun görmüyorum. Duyarlılık ve sorumluluk gereği bazı konulara değinmek, insanın sosyal, insani ve vicdani görevidir. Bu düşünce ve duygularla bu yazımı barış üzerine yazıyorum.

 Son günlerde gündeme gelen barış söylemleri, bundan önceki söylemlerden daha farklı bir heyecan yarattı.

 Başbakan Yardımcısı Sayın Beşir Atalay’ın, 9 Haziran 2012 tarihinde basına yansıyan demecine göre, bu seferki barış atağında büyük ağa olarak ABD işin içindeymiş. Ağanın olduğu yerde kimsenin söz söyleme, itiraz etme hakkı ve haddi olamaz. Başbakan Yardımcısı Sayın Beşir Atalay, Kürt Açılımı konusunda yürütülen yoğun çalışmaları, “Kuzey Irak’ta silah bırakmaya, teslim almaya kadar giden görüşmeler var. Bu sürecin başından beri ABD de işin içinde” sözleriyle açıkladı.

 Bu açıklamanın hemen akabinde ana muhalefet lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile Başbakan’ın görüşmesi,  BDP’den bir heyetin ABD’ye bir ziyaret gerçekleştireceği söylentileri bir kez daha barış umutlarını yeşertti. Haydi, hayırlısı! ABD’nin işin içinde olması sürecin ciddi ve geri dönülmez olduğunu göstermektedir. Gerçi ABD’nin, çıkarı olmadığı konuda parmağını oynatmayacağı, bir saatlik zamanını kimse için harcamadığı herkesçe bilinmektedir.
Bu güne kadar barış konusunda yapılan girişimleri, başarısızlığa uğratmayı başaran güçlerin, bu sefer de boş duracaklarını sanmayalım.  Kendilerine göre farklı yöntem ve hünerlerini sergileyeceklerdir. Bu güçler 34 yıldır süregelen kardeşkanı üzerinden besleniyorlar. Bunlar, niteliksiz, vasıfsız, değersiz ve emeksiz yaratıklardır. Barışın olduğu bir ortamda insanlara, topluma olumlu yönde katacakları bir şeylerinin olmadığını, ehil olmadıkları makamlardaki rantlarının ellerinden gideceğini, halkların kardeşliği olgusunun, kendilerinden bir gün mutlaka hesap soracağını bildiklerinden, barışa engel olmak için her türlü provokasyonu icra edebilecekleri dikkate alınmalıdır.

 34 yıldır on binlerce insanımızın hayatına mal olan, binlerce insanımızın tahsil hayatının kesilmesine, binlerce köyün boşaltılmasına, bu ülkenin ortak milli kaynaklarının tükenmesine neden olan ve herkesin farklı adlandırdığı ama özünde Kürt sorunu, çözüm noktasına bu denli yaklaşmıştır.

 Gelinen nokta, ALLAH esirgesin çözümsüzlükle sonuçlanırsa, bunun tek sorumlusu halkın iradesini teslim ettiği, yetki verdiği, meclise gönderdiği siyasetçiler olacaktır.

10 yıldır tek başına iktidarda olan AK Parti Hükümeti, kurumları yönetme konusunda belki de cumhuriyet tarihinde başka iktidarların sahip olamadıkları bir güce sahiptir. AK. Parti birçok alanda devrim niteliğinde reformlara imza attı. Geçen yıllarda Sayın Başbakan Kürt sorununun çözümü için “risk almaya hazırım” diyordu. Bu gün gelinen noktada risk teşkil edecek herhangi unsur gözükmemektedir. MHP dışındaki mecliste grubu bulunan tüm siyasi partiler çözüm için, ulusal mutabakat için, direkt ve dolaylı yoldan mesajlar veriyorlar. CHP lideri Sayın Kılıçdaroğlu’nun sorunun çözümü için  liderliğimi feda etmeye hazırım” demesi, CHP’nin bu konuda ilk kez irade, inisiyatif ortaya koyması çok önemli ve doğru bir duruştur.

 Her yerde, devletler ya da toplumlar arasında meydana gelen tüm dış veya iç savaşlar nihayetinde barış ile sonuçlanmıştır. Hiç bir savaş, kavga sonsuza kadar devam edemez, etmemiştir. Barışa vesile olan liderler, şahsiyetler isimlerini tarihe altın harfler ile yazdırmışlardır. Savaşlara, kavgalara, fitneye sebep olanların isimleri ise tarihe kara leke ile yazılmıştır.

 Türkiye halkları arasında düşmanlık, savaş yaşanmamıştır. Bunun nedeni manevi ve kardeşlik bağlarının güçlü inanç temellere dayanmasındandır. Bu temelleri kimsenin bozmaya hakkı yoktur. Türkiye’deki halklar, bugüne kadar buna izin vermemiştir. Bundan sonrada izin vermeyecektir.

 İktidar, ana muhalefet CHP,  MHP,  BDP, meclis dışındaki tüm siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, bu süreci çok iyi değerlendirmelidir. Herkesin olumlu katkı sunması, elini taşın altına koyması gerekir. Bu süreci halk umutla, heyecanla yakından takip ediyor.

 Barış,  cesur, iradeli, fedakâr, halk ve vatan-severlerin işidir.

savaş ve kavga, korkakların, rantçıların, çıkarcıların işidir.

 Siyasilerin önüne tarihi bir fırsat gelmiştir. Bakalım irade ve cesaretlerini hangi yönde kullanacaklarıdır?

 YAŞASIN TÜRK -KÜRT KARDEŞLİĞİ

(Gelecek ayki yazımda, detaylı bir araştırma yaparak,  hem yerel hem de devletimizin yarattığı  ağalar hakkında yazacağım.)

                                                                                                       M. Şerif ÖTER

 

 

 

 

 

 


YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu