15 Ağustos 2018 Çarşamba 00:13
 

PARALEL HAYATLAR BİR GÜN KESİŞİR

08 Ekim 2015 Perşembe 14:23

Rus savaş uçaklarının Suriyesınırında Türk hava sahasını ihlal etmesinden sonra o zamana kadar yakınlık duydukları ve bunu çeşitli vesilelerle gösterdikleri, Rusya’ya ilişkin olumlu söylemleri değişti.
Bu, Rusya’nın Kırım sürecinde bile olmamıştı. O Kırım ki, Osmanlı’nın yüceltilmesi üzerine kurgulanmış ideolojik Türk tarih tezinde deniz aşırı vatan toprağıydı.

Rusya diyorum ama şahsında ülkesini temsil eden Başkan Vladimir Putin,tıpkı bizde olduğu gibi o da ülkeyi ve yönetimi simgeliyor. Övgüler de yergiler de onlara gidiyor. Şu anda kendi ülkelerinin dış politikasını da onlar belirliyor.

Yakın zamana kadar Türkiye ve Rusya hem diplomatik-siyasi hem de ekonomik olarak bir hayli yakındılar. Ama şu Suriye politikası yok mu? Her iki ülke/lider de Suriye’de inşa edecekleri siyasi yapıyla bu ülkeyi aşan bir bölgesel hegemonya kurma peşindeler.

Türkiye bunu Şam’daki rejimi devirerek Müslüman Kardeşler tarzı birSünni birlik üzerinden; Rusya ise Suriye’de sallanan hükümeti ayağa kaldırıp, ülkedeki fanatik dinci grupları temizledikten sonra Batı karşıtı İran-Irak-Suriye ittifakı üzerinden gerçekleştirmek istiyor. Yani iki lider de kendi ülkelerinin merkezinde yer alacakları bir güç alanı oluşturma peşinde.Karadeniz bölgesinde paralel olan çıkarlarının Akdeniz’de çatışması bu yüzden…

Bir güç mukayesesi sonunda bölgesel ihtiraslarından azami fedakârlığı yapacak olanın Türkiye olacağı görülüyor. Nitekim Ukrayna krizi başladıktan sonra Rusya’nın Ankara’ya teklif ettiği ve Türkiye’yiAvrupa’nın gaz tedarikçisi haline getirecek olan Türk Akımı projesi hemen budandı.

Gazprom yöneticisi Aleksey Miller, Karadeniz'in altından geçecek Türk Akımı'nın 63 milyar metreküp olan kapasitesini yarıya indirme kararı aldıklarını açıkladı. Başta, hattın gaz kapasitesinin 47 milyar metreküpü Avrupa'ya, geri kalanı ise Türkiye'ye verilecekti. Gazprom'un kararı,Türkiye Cumhurbaşkanı’nın, “Putin yanlış yapıyor” demesinden bir gün sonra geldi. Demek ki Ruslar da başkana hakaret fiilini bir hayli geniş yorumluyorlar.

Paralel politik çizgilerden çatışma rotasına giren iki ülke liderlerinin ilginç benzerlikleri var. Her ikisi de kendi önderliklerinde sınır aşan bir hegemonya düşlüyorlar. Kimsenin bu hayalin önünde durmasına tahammülleri yok. Dini, ulusal değerlerin kasası, toplumsal dayanışmanın çimentosu olarak görüyorlar.

Her ikisi de Batı’dan hiç hazzetmiyor; mensup oldukları uygarlığın Batı dışı olduğunu iddia ediyorlar ama hâlâ alternatif bir uygarlık projesi sunabilmiş değiller.

Otoriterler ve şiddete başvurmaktan çekinmiyorlar. Her iki lider de ideolojik araçları sonuna kadar kullanıyor ve olayları komplo teorileriyle açıklamaya yatkınlar.

Bilindiği gibi komplo teorilerinde “esas oğlan” hata yapmaz ama aldatılabilir. Bu durumda kabahatli olan hep “öteki”dir.

Bu toksik siyasal-psikolojik atmosfer, merkezinde kendilerinin olduğu sanal bir dünya yaratıyor. Her iki liderin de kendinden emin tavrı, yanılmazlık duygusu ve güçlerini abartmaları, “güçlü adam” arayan kitlelerin onlara inanmalarını sağlıyor. İnanmaları için de her türlü araç kullanılıyorlar.

Şimdi bu iki lider, Suriye’de karşı karşıyalar. Kimin bir adım geri çekilip anlaşmazlığın tırmanmasını durduracağını ama diğerinin öne geçmesine göz yumacağını yakında göreceğiz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu