23 Ocak 2018 Salı 09:21
 

GÖZLEMLER-BEKLENTİLER

29 Ağustos 2014 Cuma 18:03

Bugünkü Türkiye’yi anlamak; politikaya yön veren güçlerin nitelik ve niyetlerini kavramak, yakın gelecekte neler olabileceğini kestirmek için ciddi tahlillere gereksinim var. Oysa biz daha çok yandaşlık-karşıtlık, sevgi-nefret eksenlerinde sığ değerlendirmelere yöneliyoruz. Kendimizi yanılttığımız gibi, duygusallıkla malul bir karamsarlığa kapılıyoruz. Bunun sonucu da politikasızlık, yani beğenmediğimiz uygulamalara çare olacak alternatifler üretememek.

Bu yazıda ülkemizdeki ve çevremizdeki gelişmelere bakıp alternatif politikanın hangi alanlarda üretilebileceğine işaret etmeye çalışacağım: 

1- Etnik temele dayanan bir millet/ulus anlayışından din (Müslümanlık) üzerinden türetilen millet anlayışına geçilmektedir. Sünni akideye dayanan bu millet, Şiiliği ve gayrimüslimleri içermiyor. Alevilik ise doğru yola dönmesi gereken bir sapma olarak görülüyor. İslam milleti, ulus-devlet gibi belirgin ve kutsanan sınırlarla çevrili değil. Gücün, hevesin ve muhayyilenin uzanabildiği alan kadar geniş…. İdeoloji (İslami olma) ile coğrafyanın örtüştüğü her yer İslam(ın) vatanı. Burada yaşayan diğer topluluklar görünmez ya da işgalci konumundalar.

Görüşün ve talebin tasfiyesi...

2- İslam birliği ve vatanı iç çelişki ve çatışma kaldırmaz. Doktrine ve siyasi birliğe uymayan her unsurun, görüşün ve talebin tasfiyesi kaçınılmazdır. Çoğulculuk, farklılıkların bir arada yaşaması, yaşatılması mümkün ve makbul değildir. O nedenle iç düşmanlar önce (birlik ve bütünlük için), dış düşmanlar sonra (güvenlik için) ortadan kaldırılmalıdır. Bunun şiddet içeren yöntemlerle gerçekleştirilmesinde sakınca yoktur.

3- Bir dava olarak tanımlanan bu program, ancak bütüncül, birleşik bir yönetimle gerçekleşebilir. Bu yönetim hilafettir. Bu nedenle tüm pan-İslamist hareketler, hilafeti kurmak veya ihya etmek hevesinde olmuştur. Hilafet, sadece bireyin uyacağı sivil davranış kodlarını vaz etmeyecek, toplumun doktrine uyumunu da denetleyecektir. Bu işlevi, devletle bütünleşmiş organlar yerine getirecektir. Bunun bir benzeri, İran’daki Velayet-i Fakih kurumudur. İnsanların sadece kamu alanındaki değil, tüm zamanlardaki davranışlarının çerçevesini çizer, denetler ve bireyleri hizaya sokar. Bu anlamda totalisttir.

4- Batı dışı toplumlar, özellikle İslam ile tanımlananlar, Batı karşısında önce emperyalist yayılmacılık sonra gelişme yarışındaki eşitsizlik yüzünden derin bir yenilgi duygusundan mustariptir. Bu duygu asırlar boyunca biriken öfke, nefret ve öç alma isteğiyle birleşerek karşı konulmaz bir güvensizlik ve Batı karşıtlığı yaratmıştır. İslam ile Batı değerlerinin ve medeniyetinin uzlaşmaz olarak görülmesi bu nedenledir.

Şu an için sadece askıya alınmıştır

5- İslam birliği kendi içinde bütünlük sorununu aştıktan sonra Batı’ya yönelecektir. Bu onun hegemonik eğiliminin ortaya çıkması kadar tarihi bir ödeşme arzusundan da kaynaklanmaktadır. İslam’ın dünyaya yaymayı misyon olarak gördüğü değer sistemi/doktrin kadar askeri güce de ihtiyacı vardır. İslami akımların giderek daha savaşçı olması ve kendilerine has bir çekirdek ülke yaratıp (veya ele geçirip), tüm Müslümanlar’ı kapsadıktan sonra Batı’ya açılmaları saklanmayan bir gerçektir. Bu durum, medeniyetler çatışmasını kaçınılmaz hale getirebilir ama yeterince güçlendikten sonra bu çatışma siyasi İslamcılar için kaçınılmazdır. Şu an için sadece askıya alınmıştır.

6- Güçlenmek için bireycilikten vazgeçmek; demokrasinin uzlaşma adına zaman kaybettiren tavizkârlığından uzaklaşmak; kişisel iradelerin, milletin iradesini temsil eden bir liderliğe/yönetime teslim edilmesi; dava ile devletin özdeş kabul edilmesi (devletin dava için araçsallaştırılması) ve hukuktan çok amaca uygun bir usul benimsenmesi önümüzdeki gündem gibi görünmektedir.

Kimi için korkutucu olarak görünen bu gündem, kimileri için tarihi bir fırsat ve tarih yapmanın sırasının kendilerinde olduğu duygusundan kaynaklanan bir haktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu