23 Ocak 2018 Salı 09:21
 

ÇÖZÜM ALGIDA DEĞİL ANLAYIŞTADIR

01 Ekim 2015 Perşembe 12:54

Bir yurttaş kümesinin “sorun” olması için onun sorun olarak algılanması lazım. Kürtler,resmi çevreler (siyaset erbabı ve bürokrasi tarafından) “sorun” olarak görülüyor. Onlar, toplumun ciddi bir bölümünü bu konuda ikna ettikleri için sorun devam ediyor. Ne var ki sorunun tam, açık ve bilimsel bir tarifi yok.

Konu, çözümsüzlüğün (ve onlarca yıllık birikimin sonucu olan çaresizliğin) ürünü olan şiddetle tanımlanıyor. Bu da bizi çözüme götürecek anlamlı bir bilişsel alet kutusu sunmuyor.

Sorunun bir tarafında yer alan insanların üçte ikisi on yıl kadar kendisiniKürtlük’le değil dindar demokratlıkla tanımlayan bir partiye oy verdi. Demek ki muratları ayrılıkçı ve şiddet kullanan bir örgütün siyasetini desteklemek değildi.

Ama şimdi Kürtler’in içlerinden çıkardıkları bir partiyi (HDP) baraj altında bırakma çabası, tüm Kürtler’i siyaset dışına itmek anlamına geldiği için geniş çaplı tepki görüyor. Bu da toplumsal tepkilerden beslenen PKK’nın işine yarıyor. Örgütün amacı zaten Kürt siyaseti üzerinde vesayetini sürdürmek ve bunu, bir siyasi parti dahil kimseyle paylaşmamak.

Özetle ciddi bir hata yapılıyor. Gerçekten “Kürt sorunu”nu çözmek isteyen bir yönetim HDP’yi, yani parlamentodaki muhatabını karşısına almaz. Ama zaten silahların susmasının ötesinde bir anlam yüklenmeyen çözüm, süreç niteliği kazanmadan bitti. Bunca çatışma ve düşmanlık söyleminden sonra halkın çoğunluğu istemeden müzakere aşamasına geçilmesi mümkün değil.

Görülen o ki taraflar, seçimlere ellerini güçlendirerek girmeye çalışacaklar.PKK çok can yakacak ve kan dökecek, hükümet de olanca hınç ve şiddetle PKK ile ilişkilendirdiği herkesi ve topluluğu “teröre destek veriyor” diye ezmeye çalışacak. Bu durumdan bir çözüm çıkması mümkün değil. Hınçlar ve nefretler daha da köpürecek.

Bu kısır döngüyü kırabilecek tek etmen/aktör, Öcalan ama onun da taraflar kendi konumlarını güçlendirmek için şiddete (yani çözümsüzlüğe) abandıkları için ortaya çıkmak veya devletçe çıkarılması olasılığı yok. Onun, elde kalmış tek kibrit gibi ıslanmaması lazım ki çakınca yansın.

Öcalan devreye girdiğinde taraflar, en azından kendi tarafı onu dinlemeli. Dinlemesi için de hükümetin bir anlaşmaya yakın olması ve bunu onunla konuşmuş olması lazım. Bu durum gerçekleşmediği için o daha sahnede yok.

Olayların nasıl evrileceği artık sadece Türkiye’deki koşullara ve aktörlere bağlı değil. Suriye’deki Kürt örgütlenmesine Türkiye’nin müdahale etmesine ABD açıkça karşı olduğunu bildirdi. Bölgede ağırlığını artıranRusya da IŞİD’e karşı mücadelede ABD ve Suriye yönetimi ile işbirliğine gidince bu konuda en etkili yerel güç olan Kürtler uluslararası himaye altına girdiler.

Bütün bu gelişmeler, “Biz istemeden Ortadoğu’da yaprak kımıldamaz”diyen Ankara’nın endişeli bakışları önünde oluyor. Batı koalisyonu Türkiye’yi üzen ve şaşırtan bir hamleyle Patriot kalkanını çekerken Ankara’ya uyumlu davranma mesajı veriyordu.

Bu bağlamda Türkiye’nin itibarı ve inandırıcılığı çok önemli. Hukuka ve demokrasiye bağlılık, başka deyişle Avrupa standartlarına yakınlık Türkiye’nin elini kuvvetlendirir ve müttefiklerinin desteğini sağlar ama

Avrupa Komisyonu'nun komşuluk politikası ve genişlemeden sorumlu üyesi Johannes Hahn, Die Welt gazetesine verdiği mülakatta, Türkiye'nin çok önemli bir stratejik ortak olduğunu ama “ne yazık ki şu anda Avrupa'ya doğru ilerlemediğini” belirterek Batı’daki imajımızı dillendirdi.

Doğuda da önümüz kesildiğine göre yeni bir yol haritasına ihtiyaç var. Artık ideolojik heveslere ve gücünü abartan aşırılıklara yer yok.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu