23 Haziran 2018 Cumartesi 13:10
 

24 NİSAN HEYECANI

25 Nisan 2015 Cumartesi 14:39

Nefesimizi tutmuş ABD Başkanı, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ermenileri’nin başına gelenleri soykırım olarak adlandıracak mı diye heyecanla bekliyoruz. Oysa 28 ülkenin temsil edildiği Avrupa Parlamentosu, 47 ülkenin temsil edildiğiAvrupa Konseyi yanında içinde Rusya, Kanada ve İsviçre’nin bulunduğu başka ülkelerle birlikte ABD’nin 50 eyaletinden 47’si de Osmanlı Ermenileri’nin (İstanbul dışında) Anadolu’daki varlıklarına son verilmesine“soykırım” diyor.

Şimdi bir de Alman parlamentosunda cuma günü yapılacak "1915 oturumu" öncesi, hükümetteki koalisyonun iki büyük ortağının Ermeniler’in yaşadıklarını soykırım olarak adlandırma konusunda anlaştığı bildiriliyor. (http://www.radikal.com.tr/dunya/1915_icin_almanya_da_soykirim_diyecek-1340196)

Psikolojik çember kapanıyor

Alman hükümeti yıllarca soykırım demeyi reddetmişti ancak milletvekillerinin baskısı üzerine böyle bir kararın alındığı belirtiliyor.

Geçen hafta, bu sorunun soykırım kavramına indirgenmesine karşı uyaran ve katliamsözcüğünü kullanan Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier ve Başbakan Merkel, 1915 olaylarının resmen soykırım olarak adlandırılması durumunda Türkiye ile diplomatik bir kriz yaşanacağından endişeliler ama parlamentonun kararını değiştirecek durumda değiller. Cumhurbaşkanı Joachim Gauck ise perşembe akşamı Alman kiliselerinin bu konuda Berlin Katedrali’nde düzenleyeceği bir ayine katılacak.

Türkiye’nin etrafındaki psikolojik çember kapanıyor. Bunun kırılması 2010 yılındaTürkiye ile Ermenistan arasında imzalanan ve sonra Türk hükümetinin geri çekildiği protokollerin hayata geçmesiyle mümkün olacaktı. İlişkiler normalleşecek, kapılar açılacak, ticaret, kültürel alışveriş uzun bir geçmişin yaralarını nispeten kapatabilecekti. Ama protokollerin yürürlüğe girmesi konusunda bir ön koşul olmayacağına ilişkin Ermeniler’e söz veren Türk hükümeti, Azerbaycan’ın tehditlerine boyun eğerek geri çekildi. Bakü’yü ikna edeceğine inanan zamanın Dışişleri Bakanı yanıldığını gördü. Başbakan da milliyetçi tepkilere dayanamadı. Ülkece bu büyük tarihi fırsat kaçırıldı.

Diğer vilayetlerden niye tehcir edildiler

Şimdi Türkiye’nin önünde uluslararası tüm ilişkilerini zorlaştıracak veya kolaylaştıracak, kendi tarihini kendi yazdığı kitapların dışında değerlendirebilecek yeni bir fırsat var. Bu da şu sorulara yanıt vermekle mümkün:

1) Ermeniler kadim vatanları olan Anadolu’dan doğu vilayetlerinde güvenliği ihlal ettikleri için sürüldüler. A- Savaşla ilgili olmayan diğer vilayetlerden neden tehcir edildiler? B- Suçun şahsiliği ilkesine rağmen iki milyonu aşan bir halk (kadın-çocuk-yaşlı) neden cezalandırıldı? C- Şimdi pek çok Türk ve Kürt’ün büyükannesi olan Ermeni (çoğu kız) çocuklarının başka bir kavmin üzerine geçirilmesi ve ailelerinden koparılması yasal ve vicdanen ne kadar kabul edilebilir? 2) Savaş sonunda Ermeniler’in neden geri gelmelerine izin verilmedi? Kurulan yeni (Cumhuriyet) hükümet, Osmanlı’nın cezalandırma kararını sürdürerek sorumluğu üstlenmiş olmuyor mu? 3) Ermeniler’in sanıldığı gibi Türkiye’den toprak talebinin hiçbir hukuki karşılığı yok. Ama el konan ve milletçe paylaşılan malları/servetleri, bundan yararlanan bugünkü Türkiye halkı açısından ülkelerinden kovulan Ermeniler’in ve diğer Hıristiyanlar’ın mirasçılarına karşı manevi ve ahlaki bir sorumluluk doğurmuyor mu?

Bence soykırım gibi yasal bir konuya takılıp kalmamalıyız. 1948 tarihli BM Soykırım Yasası, kabul edildiği tarihten geçmişe işlemiyor. Ortak vatanımızın halklarına karşı olan tarihi, manevi ve ahlaki sorumluluğumuz açısından bu sorulara inandırıcı yanıtlar üretmemiz lazım. Ama onlara önce biz inanmalıyız.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu