23 Haziran 2018 Cumartesi 19:05
 

ORTADOĞU TARİHİNE DAMGASINI VURAN KÜRT SAVAŞLARI.VE BARIŞ GİRİŞİMLERİ

11 Haziran 2018 Pazartesi 13:52

Fıransızların bir ata sözü ile yazıma başlamak istiyorum.Toplumların tarihsel geçmişleri geleceklerinin aynasıdır.Kanımca bu tesbitler bizim tarihimiz içinde geçerlidir.Geleciğimizi görmek için yaşadığımız coğrafyada tarihe doğru bakmak lazımdır.
1- Bundan yaklaşık 3000 yıl önce Allah tarafından olağanüstü teknolojiler ile,cin ve şeytanların hakimiyeti,tüm hayvanların dili ve rüzgara emir verme yetkisi verilen Efsanevi bir peygamber hz Sülleyman(Soroman) bu dünyaya geldi.Ve bu dünya ya hakim olmadan gitti.
Ortadoğunudan afrikaya kadar büyük çoğunluğu ele geçiren Süleyman dünya hakimiyetini ele geçirmek için Avrupa ve Anadoluya hükmeden Hint Avrupa kökenli Hitit imparatorluğunu yenmesi gerekiyordu.Sülleyman bu zaferi kazanmak için geçmişte tarihe damgasını vuran Kürtlerin ataları olan Mitanileri de kendi itifak ülkelerinin içine alarak Hititlerin üzerine yürümeye karar verdi.Hitit ordusu ile Ankara savaşında karşı karşıya gelen Süleyman o dönem bu imkanları Allah tarafından kendisine verilen efsanevi ve mucizevi yüzüğünü kaybeder.O olağanüstü savaş avantajlarını kaybeden Süleyman Kürtler ile beraber hititlere karşı denk bir savaş yürütür.Yedi gün devam eden ankara savaşı iki tarafa üstünlük sağlamadan sona erdi ve Sülleymanının dünya hayalide sona erdi.
2-Millat'an önce Kürtlerin isim değişikliğiyle ataları olan Medler Kiyasares'in önderliğinde Babil kralı Nebukandaserin itifak Cephesiyle 500 yıl Ortadoğuya şiddet ve katliam ile hükmeden Asur imparatorluğuna son verirler. ünlü tarihçi Herodot kitabında Asurun başkenti bu itifak cephesi tarafından yakılırken dönemin ünlü şairi Haris Ninova sana kim acır demişti.
3- Anadolunun önemli sıtratejik mevzilerini elinde bulunduran Bizans kralı Romen Diyojene karşı Selçuklu hükümdarı Alpaslan Mervani Kürtlerin desteğiyle Bizansı yener ve Kürtler tarafından Selçukluya Anadolunun kapıları açılmış oldu.
4- Anadolunun önemli bir kısmına hakim olan İran hükümdarı Şah İsmail Anadoluyu tamamen ele geçirmek ve Osmanlı devletini ortadan kaldırmak amacı ile Çaldıranda Osmanlıya savaş kararını alır.
Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim büyük Çoğunluğu suni Kürtlerden oluşan bir orduyla karşı koydu. Kürtlerin Yavuz Sultan Selime bu desteği olmasaydı Anadolu tamamiyle şii İranın eline geçmiş olacaktı ve Osmanlı devleti de tasfiye olacaktı. 
5- Ulusal kurtuluş mücadelesinde çöküş içinde olan Osmanlı devletti Anadolunun batısını kurtarma peşindeydi.İngiliz ve Fransanın Emperyalist güçlerine karşı Kürdistanın önderleri Şeysait, Karayılan ve diğer Kürt Aşiret liderleriyle beraber kendi öz güçleriyle kendi silahlarıyla kanları pahasına Emperyalist ülkelere teslim olmadılar; ve bu zor günlerde Türk kardeşlerine ihanet etmediler.Yoksa isteseydiler onlarda bu işgalci güçler ile anlaşarak Araplar gibi iki üç Kürdistan devletini kurmuş olabilirlerdi.
Kürtler bununlada kalmadılar.Kurtuluş mücadelesinde Mustafa Kemal ile beraber Çanakalede omuz omuza savaşarak diğer halklar ile beraber Emperyalizme karşı zafere imza atılar.
Bu zafer Kürt halkına ne kazadırdı.Yavuz Sultan Selim döneminde kazadıkları bölgesel paşalık sistemlerini de kaybetiler.
Böyle bir samimiyete karşı böylesi bir fırsatçılık rant inkar ve Asimilasyon politikası yer yüzünde pek nadir görülmüştür.
İşte o günden bu bugüne bu tarihi haksızlığı telafi etmek amaci ile bu ülkede isyanlar ve kanlı savaşlar devam etmektedir. Kurtuluş mücadelesinde büyük bedel veren Kürtler ve dini alimler bu ülkede kemalist sistem tarafından en büyük kıyımı yaşadılar.Bu üzücü tarihler ışığında Barış içinde yeni bir uzlaşma restorasyonuna ihtiyaç vardır.
ÇÖZÜM: Birilerinin Anadolu ve Mezopotaya coğrafyasında akan bu kardeş kanına dur demenin zamanın geldiğine inanıyorum.
Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan'nın barış için çok önemli girişimleri oldu.O süreçlerde arabulucu bir aktivist olarak ben bu sürecin canlı şahidiyim.
O dönem Barışa olan hizmetlerinden dolayı sayın Erdoğan'a kurumsal olarak teşekür ediyorum. 
Ancak bu ülkede Barışa karşı olan Uluslararası güçler yerel taşaronları sayesinde bu ateşkesi bozdular. birde hendek savaşlarını da katarak içinden çıkılmaz bir zeminin yaratılmasına sebeb oldular. 
Bir barış savunucusu olarak bu gerçeği de itiraf etmekte yarar görüyorum
Pkk atekesin bozulması ve tarihi hendek politikası ile Barış taleplerinde muhatap olma şansını kaybetmiştir.
Akparti'den aday adaylığım Barış girişimlerimde daha güçlü bir sıfat ile yürümeyi amaç ediyordum.
Ancak Akparti içinde objektif olmayan siyasi konjüktor kanımca bizim gibi Kürt şahsiyetleri devre dışı bıraktılar. 
Gene de 2010 tarihinde şimdiye kadar beni kanaat önderi olarak kabul eden, ve 21 kürt ilini kapsayan Diyarbakırdaki kanaat önderleri ve Alimlerin iftar yemeğinde Mardin kanaat önderleriyle beraber Akpartiden sıfatı olan siyasiler içinde Mardinde sadece benimle beraber bir kişiyi davet etmesini önemsiyorum.Bu talep sayın Erdoğanın gelecekte Barış girişiminde vazgeçmediğinin bir göstergesi olarak görmek lazımdır. 
SONUÇ:.Bir Barış Aktivisti olarak bu coğrafyada kanlı sayfayı kapatacak, dur diyecek ve yeni bir Barış sayfasını açma cesaretini kendimde ve benim gibi düşünen insanlarda görüyorum. 
Barış taleplerimizde Federasyon ve Konfederasyon yoktur.
Anadilde eğitim,kimlik ve kültürel haklar ile beraber pkk nin silahlarını uluslararası barış güçlere teslim edilmesinin sağlanması.Ve arkasında Feto dışında tüm silahlı güçleri kapsayan bir genel afın ilan edilmesidir. 
Sayın Erdoğan seçildiği taktirde ne bahasına olursa bu ülkede Barış ve kardeşliğin egemen olması amacı ile yeniden kapısına dayanacağız. 
Ülkemizde Barış ve Demorasiden yana olan tüm duyarlı insanlara en derin saygılarımla söz veriyorum.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu