10 Aralık 2018 Pazartesi 02:52
 

KEMALİST SİSTEM, KÜRTLER, İSLAM VE REFERANDUM

21 Şubat 2017 Salı 10:19

Birinci Emperyalist ve paylaşım savaşında, Osmanlı İmparatorluğu mağlup ülkeler kervanına katılarak yeni bir dünya sitemi’ni de berberinde getirdi. Bu Savaşta Osmanlıya İhanet etmeyen, zor günlerin dostu tek bir halk vardı. O halk da şimdiye kadar dostuna ihanet etmeyen onurlu Kürt halkından başkası değildi.
Bu savaştan sonra bazı ülkeler kendi halklarını’nın demokratik iradesi ile Burjuva Demokratik devrimlerini gerçekleştirerek günümüze kadar barış ve hoş görü içinde ayakta kalmayı başardılar. Bazı ülkeler de ulusal kurtuluş mücadelelerini ön plana çıkartarak tüm halklara Kurtuluş mücadelelerinde mavi boncuklar göstererek bir sürü demokratik taahhütlerde bulunarak halkların desteği ile kurtuluş mücadelesine giriştiler.
Türkiye kurtuluş mücadelesini zaferle kazanan güçler siyasi direksiyonu ele geçirerek adım adım Kürt halkı ve diğer azınlıklar ile beraber İslami güçleri de şiddetle tasfiye yolunu seçtiler. Bu tasfiye seçimlerinden sonra ülkede kıyamet kopmaya başladı.
Mustafa Kemal cesur bir liderdi; Sezarın Hakını Sezara vermek lazımdır, Anadolu’yu adım adım dolaşarak kurtuluş mücadelesini başlattı. Kürtler ile beraber diğer halkların ve İslamcı güçlerin desteğine dayanarak kurtuluş mücadelesini başarıya ulaştırdı. Mustafa Kemal Kürt halkına Osmanlı da kazanmış oldukları Kısmi özerklikten daha iyi haklar vereceğini taahhüt etmişti. 
Bu mücadelede de elbette çağa uygun İslami düşünceler egemen olacaktı. 1921 Anayasasını o günün şartlarına göre doğru tespitler ile oluşturmasını sağladı. Verilen taahhütler halkların büyük bir çoğunluğunun “güvenin kazanma” imkânını sağladı. 
O dönem bu talepleri hazmedemeyen ırkçı ve asimilasyoncu güçler bu siyasi direksiyona hâkim olarak 1924 Anayasası ile 1921 Anayasasında verilen demokratik hakları baypas ederek Kurtuluş mücadelesine canları pahasına her nevi fedakârlığı yapan Türkiye halkları ve İslami güçleri istiklal mahkemeleri ve fiili şiddet ile tasfiye yolunu seçtiler.
Kürtler Osmanlı da kazanmış oldukları kısmi Özerklikten, yani kendi kör topal paşaları ile kendilerini idare etme sistemlerini de kayıp ettiler. Örneğin kurtuluş mücadelesine kadar İbrahim Paşa, Bedirxan Paşa, Kör Hüseyin Paşa ve Cemil Paşa gibi şahsiyet ve yönetimlerin üzerine çizgi çekerek “Siz Türk’sünüz” demeye başladılar. Kürtler “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da oldular”
Emperyalizme karşı mücadele veren bu kurtuluş mücadelesinin rotası beli değildi. O dönem Sovyet Devrim lideri Lenin’den yardım alarak Bolşevik bir çizgi ile yürümek istediler. İç Anadolu da Çerkez Ethem’in desteği ile yürümeye devam ettiler. Tüm azınlıklar ve İslami düşünce ile beraber yürüdüklerini ilan eden kurtuluş Mücadelesi öncüleri kendileri ile diyalog kurma yerine ve yerine tüm bu güç ve katmanlara hiç itibar etmeyerek kendi başlarına yürümeye çalıştılar. Batı yanlısı Kapitalist ve Emperyalist bir sistemi tercih ettiler. 
Bu haksızlık ve züllüme karşı halkının onuru ile başkaldıran rahmetli Şeyh Sait Hazretleri oldu.
Belki o dönemin mücadelesini kaybetti, ancak bu güne kadar 29 Kürt isyanının peş peşe gelmesine de neden oldu. Bu asimilasyon ve ırkçı saldırılar diğer tüm halkları asimile edilerek Türkleşmesini sağladı Ancak, Kürt Halkı’nın bu direniş hareketleri de Kendilerinin dil, kültür ve gelenekleri ile beraber bu günlere taşımasını sağladı.
Türkiye’de İnsan Hakları, Barış ve demokrasi iddiasında olan siyasi partilere, sivil toplum Kurumlarına, Akademisyenlere, yazarlara, medya kuruluşlarına ve Demokratik bir Türkiye Cumhuriyetini amaç eden tüm kurum ve şahsiyetlere sesleniyorum!
Bu ülkede rant üzerine kurulan Kemalist sistemin can damarları siyaset, yargı ve faşist askeri darbeler ile sistemlerini günümüze kadar devam etmektedir. 
Merak ediyorum bu kadar kirli bir siyasetin deneyimi ortada dururken gülle oynaya “HAYIR” ile meydana çıkamaya doğrusu hiç anlam veremiyorum. Birileri bu Referandum da sanki Türkiye’de demokrasiden yana olanların “HAYIR” cephesinde, şiddetten yana olan İslamcıların da “EVET” cephesindeymiş gibi bir propaganda içerisinde olduklarını üzüntü ile tanık olmaktayız.
Bu hiç de öyle değildir! Fransızların tarihi bir atasözü vardır. “Toplumların ve şahsiyetlerin geçmişi geleceklerinin aynasıdır” tarihi geçmişimizde İslamcıların ne devlete bir hâkimiyetleri olmuş ve ne de Kürtlerin her hangi bir isyanını şiddet ve kan ile bastırmışlardır. Her şeyin temelinde şimdiye kadar Kemalist sistemin inkârcı, baskıcı ve şiddeti amaç eden yönettim talepleri olmuştur.
Bu ülke geçmişte CHP İl Başkanları’nın vali olduklarını ve seçimlerin açık oy ve gizli sayım dönemlerini de unutmamıştır. Bir şey daha merak ediyorum bunu da Kürt demokratları için söylüyorum, İsmi gecen bu sistemin kuruluşundan şimdiye kadar Kürt kelimesini demokrasi ile telaffuz eden bir tek Allah’ın kuluna tanık olan var mıdır?. Elbette yoktur.
Eğer sizler Referandum sandığına giderek vicdanlarınızın sesini dinleyerek oyunuzu kullanırsanız “xer ala xer” Yok eğer siz tarihimizi inkâr eden bir sistemin askerliğini yaparak “HAYIR” diyerek meydanlara çıkarsanız birileri de meydanlara çıkarak bazı boşluklarla beraber siyasal süreçlerde Kürt halkını muhatap gören tek devlet yetkilisi olan şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için Bizim de tercihimiz “EVET” diyerek meydanlara çıkacaktır. Alınacak böylesi kararlar gereksiz saflaşmaların getirmesine neden olacaktır.
Gerçek İslamcılarda Allah inancı ve vicdan muhasebesi vardır. Gerçek Ateistlerde ise inanç yoktur. Hümanizm vardır. O da Allah inancına dayalı olmadığı için her an değişikliğe uğrayabilmektedir.
Vicdani çerçeve de herkesin demokratik iradesine saygı duymak lazımdır. Ben tüm Türkiye halkları’nın bu sağ duyu ile karar vereceklerine inanıyorum. Herkese barış ve Demokrasiyi amaç eden bir kardeşlik ülkesinde bir arada olmasını diliyorum. En derin Saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Barış Aktivisti ve MGC .Başkanı: Cemil AYDOĞAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu