15 Aralık 2018 Cumartesi 12:16
 

DÜNYA BARIŞ GÜNÜNDE BARIŞ AKTİVİSTİ CEMİL AYDOĞAN’IN AÇILIŞ KONUŞMASI

06 Eylül 2018 Perşembe 15:18

Sayın Valim, Sayın Milletvekillerim, Sayın Siyasi Partilen Genel Başkanları, İl Başkanları, STK Başkanları, Kanaat Önderleri ve çok değerli meslektaşlarım Sayın Basın Mensupları 
İnsanlık mücadelesinde anlamı büyük ve derin olan 1 Eylül Dünya Barış gününde sizleri aramızda görmenin onurunu yaşıyor, toplumsal mücadele ve barışa olan katkılarınızdan dolayı kurumsal bir barış aktivisti olarak sizlere teşekkür ediyorum en derin saygılarımı sunuyorum. 
Barış yanlılarının değerli katılımcıları ülkemizde ve uluslararasında insan hakları ve barış ödüllerini alan inançlı bir barış aktivisti olarak yaşadığımız ve sonuç aldığımız iki barış kulvarını sizlere anlatmak istiyorum çünkü toplumların ve şahsiyetlerin geçmişleri toplumsal mücadelede geleceklerinin aynasıdır.
Yıl 1996 İnsan Hakları Başkanlığını yaptığım dönemde dönemin Başbakanı Rahmetli Necmettin ERBAKAN, Van Milletvekili Sayın Fethullah ERBAŞ’a talimat vererek ZAP kampında PKK’nin elinde tutsak bulunan 9 esir askerin kurtarılmasını istedi. 
Sayın ERBAŞ ile beraber bu girişimin koordinatörlüğünü yaparak bir insan hakları heyeti ile beraber tüm zorlu ve tehlikeli bir yolculuğun riskini göze alarak Irak Kürdistanında ZAP kampına giderek 9 esir askerimizi kayıtsız şartsız bir şekilde ailelerine teslim edilmelerini sağladık. 
Bu insani barış girişimi bize ilk insan hakları ve barış ödüllerini beraberinde getirmiş oldu. Bu barış girişimlere ayrıca katkı sunan dönemin Cumhurbaşkanı Rahmetli Sayın Süleyman DEMİREL’E ve dönemin Başbakanı Rahmetli Sayın Necmettin ERBAKAN’A Allah gani gani rahmet etsin.
İkinci barış girişimimiz devletin bilgisi dahilinde yine esir askerleri kurtarmak ve yeni bir ateşkesin zeminini yaratmak amacı ile ekopolitik tarafından bana arabulucuk görevi verildi. Almanya’da örgütün Avrupa sorumluları ile görüşmeler yaptım ve daha sonra iki defa Kandil’e gittim örgütün önerilerini şifai olarak ekopolitik sorumluları kanalı ile devlet yetkililerine iletilmesini sağladım. Üst düzeyde devlet girişimleri ile muhataplar arasında silahlı insanların ülkeyi terk etmesi ve ilerideki süreçlerde barış amaçlı legal ve demokratik bir ortamın yaratılması amacı ile ateşkes ilan edildi. Ateşkesin hayata geçmesi ile beraber kurumsal olarak ateşkese katkı sunan hükümet sorumlusu, devletin istihbarat sorumlusu, örgüt sorumluları ve Irak Kürdistan sorumlusuna barış ödülleri takdim ettim. Birilerine PTT kanalı ile iadeli taahütlü gönderdim, birilerine de o dönemin şartlarına göre elden takdim ettim.
O dönemden bu güne kadar tartışmaya neden olan ateşkesin bozulmasına kimse sebep oldu? Açıklamasına’da arabulucu bir barış savunucusu olarak son noktayı koymak istiyorum.
Dönemin başbakanı ve şuanda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN bu ateşkesin hayata geçmesinde son derece samimi olduğunu belirtmek istiyorum. Silahsız olarak barış ve demokrasi mücadelesinden korktuğu için PKK bu ateşkesi bozmuştur. 
İnançlı insan hakları, barış ve demokrasi mücadelesine inanan bir devrimci olarak bunu söylüyor ve bu taleplerimi tarihe yazıyorum: 3. sefer kandile gidişimde yemek üzerinde kandilde başkanlık konseyi yetkililerinin biz silahı bırakırsak tasfiye oluruz açıklamasına bizzat tanık oldum. Ben de cevaben eğer siz 35 yılda legal bir kadro yaratmadıysanız sizlerin siyasi olarak bir geleceğiniz de yoktur diyerek cevap verdim, ve yemek yemeği bıraktım, ancak ikna metodu ile verdiğim cevaplar ile ateşkesin devamı için halen umudumu muhafaza ediyordum. Ateşkesin devamı süresinde 7 haziran 2015 genel seçimlerinde  bana aday adaylık teklifinde bulundular. Müracaat formunda imzam olmamasına rağmen Aday Adaylığımı bir Aktivist olarak kullanmalarına müsaade ettim. HDP’nin başarılı olması için barışa katkı sunmak amacı ile kalbende destek verdim. Ancak hiçbir gerekçe olmadan ateşkesin bozulmasından sonra aramızda ki samimiyet köprüsü de bu şekilde tekrar onarılmayacak bir şekilde ortadan kalktı. 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde benim haberim olmadan benim ismimi tekrar aday adayları içinde yeniden gösterdiler. Bir basın açıklaması ile HDP’den aday adayı olmadığımı açıkladım, ve irademe saygı duymalarını istedim. Tüm ısrarlarına rağmen bana yapılan Milletvekili adaylığı teklifini de ret ettim. Barışın hayata geçmesi amacı ile verilen destek sayfamızda bu şekilde kapanmış oldu. 
Bir insan vicdani  ile samimi değil ise inancı ile de samimi olamaz, insanlığa karşı da samimi olamaz. İnsanlık tarihinde Peygamberlerin barışa olan hizmetleri bu günkü yaşadığımız sürece kadar silinmez bir eser olarak gelmiştir. 4500 yılından günümüze kadar olan savaş ve barış süreçlerini yazmış olduğum Hz. İbrahim’den Bugüne İnsanlığın Direniş Tarihi kitabında yayında olan 5. baskısında bulunmaktadır.
Ancak ülkemizi ve Coğrafyamızı hayati derecede ilgilendiren savaş ve barış’ın tarihini bu güne kadar birkaç satırla anlatmaya çalışacağım klasik emparyalist bir imparatorluk olan Roma İmparatorluğunun devamı olan Bizanslar da Haç inancını maddi imkanları için kullanmaya devam ederek Anadolu ve Mezopotamya coğrafyalarında savaş ve şiddete dayalı olarak talan hakimiyetlerine devam etmişlerdir. 
1-Selçuklu hükümdarı Alparslan Mervani Kürtleri  ve diğer halkların desteğini alarak Malazgirt’e Bizans’ın zulüm ve baskı zincirini kırarak o günün şartlarında Anadolu’ya barış ve özgürlüğü getirmiştir. 
2-Bu Mağlubiyeti hazmedemeyen Avrupa Haçlı devletleri, Ortadoğu zenginliklerine göz dikerek Papa’nın öncülüğünde  Kudüs elden gidiyor yaygarası ile bütün Avrupa ordularını Haçlı bayrakları altında birleştirerek Ortadoğu’ya gönderdi.     1-2-3 ve 4. Haçlı seferleri ile Ortadoğu’ya gönderilen 690 bin kişilik Haçlı ordusundan sadece 60 bin’i Avrupa’ya geri dönmüştür. Bu savunma savaşları Selahaddini Eyyubiyi efsanevi, adil ve barış kahramanı olarak ismini Ortadoğu ve dünya tarihine altın harfler ile yazdırmayı beraberinde getirmiştir. Birinci dünya savaşında orta doğuyu İngilizler ile aralarında bölüştüren Fransa genel kurmay başkanı Ğolo 700 yıllık haçlı intikamını unutmamış olacak ki Şam’da bulunan Selahaddin Eyyubinin mezarına gelerek başındaki mezar taşına basma alçaklığında bulunmuştur. Söylediği bu kirli sözler tarihe geçmiştir. ‘Ey Selahaddin sen Avrupalıları Ortadoğu’ya sokmayacağını söylemiştin bak biz yine geldik ve senin taşın şu anda benim ayaklarımın altındadır’ demişti. 
3-Bu savaş İstanbul’da Sultan Fatih’in Bizans’a son darbeyi indirmesiyle İstanbul’un Fethini beraberinde getirmiş bir devrin kapanmasını yeni bir devrin açılmasını sağlamıştır. 
4-Ulusal kurtuluş mücadelesinde Gazi Mustafa Kemal tüm Anadolu halklarının desteği ile emperyalist ve sömürgeci devletleri hezimete uğratmış ve Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığını ilan etmiştir. 
5-ABD imparatoru Trump’un dedelerinin bu hezimet tarihlerini unutması kanımca mümkün değildir. Ortadoğu’da ekonomisi ile, teknolojisi ile ABD’ye rağmen ayağa kalkmaya çalışan tek ülke Türkiye Cumhuriyetidir. Bu bağımsızlık girişimi ABD’nin emperyalist çıkarlarına zarar vermektedir. Onun için ne pahasına olursa olsun içte ve dışta tahribatlar yaratarak Erdoğan ve sistemini yıkmayı birinci amaç edinmiştir.
6-Amerika ve emperyalist sistemlerin ekonomik ve siyasi saldırıları netleşerek ortaya çıkmıştır.                                                                      1 Eylül Dünya barış gününde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’A burada Gırbelle’de seslenmek istiyorum.                                                                             Selçuklular, Eyyübiler ve Osmanlılar tarihlerinde ırk üzerinde hiçbir zaman milliyetçi olmadılar. İnanca dayalı millet ve vatanseverlik coğrafyaları ile barış ve adaleti amaç ederek zaferle çıktılar.
7-2013’te yapmış olduğunuz Kızıltepe mitinginde ‘ben milliyetçilik sistemini ayaklarımın altına aldım’ bu evrensel sözünüzü unutmak mümkün değildir. Ve bu konuşmanızı Saygı ve Onurla selamlıyorum.
8-Anadolu ve Mezopotamya coğrafyası iç içe olan halklardan oluşmaktadır. İstanbul dünyanın en büyük Kürt şehridir. Bu ülkede tek millet, tek vatan, tek devlet ve tek bayrak olan silinmez ilkeleriniz uygun düşmektedir. Ancak bu halkların ana dilde eğitim, kimlik ve kültürel hakları vazgeçilmez bir talep olarak halen durmaktadır.          Bu coğrafyada Türk milleti Kürt milleti yerine genel olarak Türkiye Cumhuriyeti, özelde Türkiye Halkları ve diğer azınlıkların isimlerini bu ülkenin bütünlüğü içerisinde kullanmakta yarar vardır.
9- Ortadoğu coğrafyasında Kürtlerin,Filistinlilerin, Bellucilerin ve Azerilerin kendi kaderlerinin özgürce tayin hakkı ve özgürlük taleplerine bir Ortadoğu lideri olarak destek vermenizi bekliyoruz. 

10-Siz değerli kanaat önderlerinin   huzurunda  PKK ye de bir çağrıda bulunmak istiyorum. 37 yıllık mücadele içinde Türkiye ve Ortadoğu da kan ve gözyaşı getiren siyasal talepleri henüz  belli olmayan bir mücadele yürüttünüz .Hendek politikası ile binlerce insanımızın şehit olmasına ,on binlerce insanımızın yaralanmasına , yüz binin üzerinde  binaların yıkılmasına ve 850.000 Vatandaşımızın  göç etmesine sebep oldunuz.2013 Ateşkesini haksız bir şekilde bozmaya neden oldunuz.Bir barış aktivisti  olarak  ve bölgedeki kanaat önderleri adına PKK ye tekrar bir çağrıda bulunmak istiyorum.Zararın neresinden dönülürse kardır anlayışından hareket ederek silahlarıyla beraber Bölgeyi terk etmesini istiyoruz.Ve yeniden  bir barış zemininin   yaratılması , kan ve  gözyaşından uzak  bir  barış ortamın oluşturulması   amacıyla  barış savunucularına yeni bir kulvarın  açılmasını  istiyoruz.Konuşmamı bitirirken sayın Cumhurbaşkanına tekrar bir atıfta bulunmak istiyorum.

Bu inançlı ve devrimci talepler ile hareket ettiğiniz takdirde Trump’un dolar saldırısı sizin kalenizi yıkamaz, aksine ülkenin birlik ve beraberliğine çarparak geri düşecektir.Bu emperyalist saldırılar sizi de Trump’un 5. haçlı saldırılarına karşı çağımızın Selahattinni Eyyubisi  yapacaktır.
Bu amaç ve tarihi belgeler ışığında 1 Eylül Dünya Barış gününde evrenin sahibi yüce
 Allahtan  emperyalist, sömürgeci ve kapitalist sistemleri tasfiye etmesini ,  insan hakları adalet barış ve demokrasi mücadelesinde samimi olan lider ve ülkeleri de Muzaffer etmesini diliyorum.Tüm Dünya halklarının Barış gününü kutluyorum.Hepinize en derin saygılarımı sunuyorum.
               Cemil AYDOĞAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu