25 Haziran 2017 Pazar 15:18
 
  • TL

  • TL

  • TL

SERÊ KANÎYE VE TEL ABYAD(GİRÊ SİPÎ)

03 Ağustos 2013 Cumartesi 11:28

 
Serê Kanîyede 16 Temmuz günü başlayan ve tırmanacağı süreç belli olmayan,Rojava kürdistanındaki PYD ve Cebhetün nüsra arasındaki çatışmalarla ilgili Kürt Gençlik Hareketi Başkanı(Tevgera Şoreşvanê Kurdên Sûrî)başkan yardımcısı Abdulbari Osman(Bavê Cîhan)ile bir söyleşi ve değerlendirme yaptık.Bu Arada çok hızlı gelişen ve uluslarası konjonktürde de de yerini bulan olaylar bütün Kürt halkının da dikkattini Rojava Kürdistanına yöneltmiş bulunmaktadır.
Sayın Abdülbari Osmanla daha öncede Suriyenin yakın tarihi ve Kürtler hakkında söyleşide bulunmuş değerli tesbitlerini kamuoyu ile paylaşmıştık.Şu sıralar Serê Kanîyê ve Tel Abyab da devam eden ,Rojava Kürdistanını kana bulayan ve Rojava Kürdistanını kendi arenası olarak gören Devletül İslam Fil Irak veşşam ile onun partneri konumundaki Cebhetünnüsra hem Kürt köy ve şehirlerine hemde PYD güçleri ile çatışmalarını sürdürüyorlar.Bu süreci bir çok yönden ele alacağız.Zira bu bir konsept.İçinde bildiğiniz gibi Türkiye,İran,Suriye rejimi,Rusya ve bir kısım arab körfez ülkeleri yanısıra Çin ve diğer emperyal güçler var.İsterseniz birkaç maddeye vurgu yapalım
1-Türkiye, baştan beri,Suriye rejimine karşı olduğunu, tüm dünya kamuoyuna taraf olduğunu, net olarak beyanda bulunuyor.Ancak Kürt bölgesinde,sınır kapılarında Kamuoyu ile paylaşılmayan bir realite var.O da ÖSO ‘dan ayrı cebhetünnüsranın Akçakale ve karkamış kapılarını rahatlıkla kullandığı söylemleri var.
2-Türkiyenin Cebhetün-nüsra konusunda gözlerini kapattığı yorumları var
Sayın Abdulbari Osman buyurun söz sizde;Değerli Hocam,Öncelikle belirteyim ki bu söyleyeceğim gerçekler herkesler tarafından bilinsin.Ortadoğuda kendi anayurtlarında yaşayan Kürtler tarih boyunca barış ve kardeşliği yaşamdaki en değerli hazine olarak içselleştirdiler, tarih sahnesinde sürdürdüler ve sürdürme geleneğinden vazgeçmeyecekler.Bu gerçeğin öncelikle altını çizerek sözlerime başlamak istiyorum.Adalet anlayışında kainattaki tüm kardeşlerinin önünde oldular.Ne hazindirki ortadoğuda hakkettikleri referansları, beraber ,aynı kaderi paylaştıkları halklarla istenildiği gibi paylaşamadılar.Bilindiği üzere Kürdistan coğrafyası 20.yüzyılda birinci cihan savaşından hemen sonra emperyal güçler tarafından dört parçaya ayrıldı.Cetvelle çizilen bu sınırlar tesadüfi değildi elbet.Ancak bizler Suriye rejimini 1947 den beri asla hazmetmedik ve demokratik hak ve özgürlüklerimiz için dur durak bilmeden mücadelemize devam ettik.1957 yılında başlayan örgütlü mücadelemizde tabiki çok bedeller ödedik inanılmaz badirelerle karşılaştık,kimliksiz kaldık ,adımıza bir evin taposunu dahi getiremedik,topraklarımız bizden alınıp güneyden getirilen araplara dağıtıldı İsim değiştirmeyi bırakın bölgenin dahi adı değiştirdi.Halk arasında ‘’petrol arapların,yanmış yağ Kürtlerin’’sözünü sembol haline getirdi. Rejim her zaman Kürt halkına ikinci sınıf insan muamelesi yaptı.Aydınlarımızın yanısıra halkımız da inanılmaz zorluklar yaşadı.Bu mücadele 1957 den beri bir çok iniş ve yokuş yaşadı.Bu duruşumuz ve muhalefetimiz diğer halklar tarafından örnek alındı.2011 Der’a başkaldırısı ile de Suriye demokrasi güçlerinden asla ve asla geri kalmadık.Tüm Kürt örgütleri birleştik ve sürece katkı sunduk.Ancak bugün Roj ava Kürdistanında kendi toprağında Kürt halkı Cebhetün-nüsra ve Devletül İslam min Irak veş-şam örgütleri ağır silahlarla kürt bölgeleri Serê Kanîyê ve Tel Abyad(Grê Sipî )bölgesine saldırıyor hatta masum halkı hem katledip dünya basını ile paylaşıyor hemde PYD ile savaşıyor.Bunlar kürt bölgelerine neden saldırıyor ve masum ve mazlum halkımızı katletmeyi hangi vicdana sığdırıyor.Yanı sıra arab medyasına da seslenmek istiyorum.Demokrasi ve insan haklarında neden objektif davranmıyor,neden insanlık vicanından uzak duruyorlar.Önceleri,Nusra Cephesi ve Cebhetul İslam Min Şam ilel Irak(El Kaide)gibi örgütleriSuriye muhalif güçlerinin işini zorlaştırdıklarını dünya kamuoyu ile paylaşıyorlardı.Ne yazık ki bugün,Serê Kanîyê de,Tel Abyad(gire Sipî )ve Til Koçer ve civarında,Rojavadaki bütün Kürt coğrafyasına saldıran bu iki örgütü görmezden gelerek sadece Kürt hareketini   ve hatta Kürt halkını terörize ederek Orta Doğu ve Dünya Kamuoyuna kirli ve yalan haberleri neşretmeye devam ediyorlar.Aslında amaçları Kürt coğrafyasını da içine alarak ve Kürt halkını hesaba katmadan Şamdan Iraka uzanan coğrafyada Taassubi ve ceberruti bir devlet kurmaktır.Önlerine çıkacak bütün güçlere bu nedenle savaş açmak ve sindirmektir.Türk medyasına gelince onlar demokratik bir ülkenin medya sorumluluğunu taşımaları gerekir.Akıl ve izanın gereği şudur ki,Bunların(Nusra ve Cebhetül İslam)ne İslam ile ne de Demokratik Suriyenin oluşumu ile ilişkileri ve amaçları yoktur.İslamiyet Rüknü belli,yolu ve rehberi belli yüce bir din.Aynı zamanda yüce islam dini halkların özgürlüğünde mani bir din değildir ve kimsenin de tekelinde değildir.Doğrusu biz orta doğu halkları ile kardeşlik bilincinin yanı sıra,Türk halkına ve Türkiyeye kendimizi yakın görüyoruz.Bu kendiliğinden değil tarihi bir sürecin oluşumu ve koşullanmasıdır.Kürt halkının özgürlüğü ve hak ihlalleri noktasında çokça kesintiler oldu.Ancak halklarımızın kardeşliği ve tarihsel olarak bir arada yaşamışlığın değerini kürt halkından daha fazla bilen yok.Bu süreçte kardeş Türk halkını bu zalimlere karşı yanımızda görmek istiyoruz.Türk siyesetçilerini de gelinen sürece daha ihtimamlı bakmalarını ve demokratik hak ve özgürlüklerin arenasında Kürt kardeşlerinin yanında olmaya davet ediyoruz.Ancak sayın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ve diğer bazı siysetçilerin’’Suriyenin bütünlüğü içerisinde Kürtlerin Özerk veya başka şekillerdeki herhangi bir yönetimine tahammül edemeyiz.Bu bir müdahele gerekçesi olabilir’’sözlerini üzülerek dinliyor,görüyoruz.Daha önceleri’’Biz yeniden Hımıs ve Hama yıkımlarına benzer yıkımlara asla tahammül edemeyiz’’ deniliyordu.Bugün Türkiyenin hemen güneyinde Rojava da Kürtler kadın,çocuk demeden katlediliyor köy ve kasabaları nusra cephesi tarafından ateş altında ve yıkım kareleri dünya basını ile paylaşılıyor.Bunun görmezlikten gelinmemesini ve Türkiyeden rojavaya insani yardım yapılabilmesi için koşulları iyileştirilmesini istiyoruz.Biz Kürtler Suriyedeki bütün halklar gibi Demokratik Suriyenin oluşması için sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.Demokratik düzen içindeki saygın yerimizi de almak temel amaçlarımız arasında.Türkiyede defalarca toplanan ve diasparadaki diğer muhalif guruplarla yapılan toplantılarda,demokratik birlik noktasındaki görüşlerimiz bellidir.Birlik ve beraberlik içinde muhalefetteki yerimizi alıyor,sürece var gücümüz ile katkı sunuyoruz.Sürec olgunlaştıkça,Suriye halklarının özgürlükleri gelişmeye başladıkça ayrılıkçı olmadığımızı ve demoksiden yana olduğumuz görülecektir.
Serê Kanîyê de bayrak asma ile ilgili çokça haberler yayınlandı,sert demeçler verildi.Biz bütün milletlerin bayraklarına saygılıyız.Suriye halklarının bize saygıları olduğu gibi bizi temsil eden bayrağımıza da saygıları vardır.Bu ayrışmadan çok birleşmenin sembolüdür.Bölgede ezici çoğunluk Kürtlerden oluşmaktadır.Beraber yaşadığımız arab ve Süryani kardeşlerimizle ilede bir sorunumuz yoktur.Kürtler Suriye devrim hareketinin bütünlüğü içerisinde özgün olarak hareket etmekte ve sürece katkı sunmaktan geri kalmamaktadırlar.Nitekim daha birkaç gün öncesine kadar gönderde bulunan El Kaide bayrağından rahatsız olmayanlar,Serê Kanîyêde Kürtleri temsil eden bayraktan derin rahatsızlık duydular.Şunu da açıkça ifade edeyim ki biz Suriyenin ana sembolü olan bayrağı gönderden hiç indirmedik ve indirmenin de faydalı olacağı inancında değiliz.
Sayın Abdulbari Osman,Suriye(Rojava)kürtleri olarak bu sürece baktığınızda Türkiyeye bakış açınız nedir?Sayın Hocam Başta da söylediğim gibi bizim Türklerle tarihi bağlarımız ve kader birliğimiz var.Yüzyıllar boyu,yani Osmanlı İmparatorluğunun tarih boyunca beraberliğimiz olmuş.Bugün bile bir tehlike durumunda yine birlikte ortaklaşa savunma içinde olacağımız şüphe getirmez bir gerçek.Biz bu Rejime karşı mücadele sürecinde Türkiyenin bütün halkından memnunuz.Vatansızlığımızı neredeyse hissetmeyecek kadar bize yakın durdular.Fiilen destek verdiler ve kendimizi bir anda akrabalarımızın yanında bulduk.Bu sıcak ilgiden dolayı tüm Türkiye halklarına derin Şükranlarımı huzurunda arz ediyorum .Türkiye hükümetine bize kucak açmasından dolayı teşekkür ediyorum.Ayrıca derin acılar çekmekte olan ve bugün ateş altında bulunan Rojavadaki kardeşlerimize ve diğer mazlum Suriye halklarına desteklerini bekliyor şahsınıza ve Tüm Türkiye halklarına barış ve kardeşlik içinde yaşamalarını diliyor, tekrar saygılar sunuyorum.A.BAKİ BARIK

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu