15 Ekim 2018 Pazartesi 18:04
 

ORTADOĞU ARENASINDA TABLOLAR

25 Mart 2012 Pazar 12:58

KİRLİ TABLOLAR (DEĞERSİZ REJİMLER)

Ortadoğudaki insan çığlıkları dur durak bilmiyor.Sesli ve sessiz çığlıklar,son yüzyıldan bu yana yaşanmaya devam ediyor.İnsanlar kitleler halinde kıyıma uğradılar.Ne insan hakları ne birleşmiş milletler bugüne kadar çare olamadılar.16 Eylül 1982 Hiristiyan Falanjist İsrail yanlısı milislerin Elie Hobeika komutasındaki milisleri dönemin İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron (Namı diger Beyrut kasabı) komutasındaki ordunun açtığı yoldan ilerleyerek,Doğu Beyruttaki Sabra şatilla kamplarında yaşayan kadın,yaşlı ve çocuk 700-3000 arası Filistinlinin vahşice katledilmesi ve yapılan vahşet.

Irak kürdistanındaki 1988 Enfal diye adlandırılan harekette öldürülen 180000 rejim muhalifi,Kürt,Türkmen,keldani ve asuri, Hafız Esad döneminde Humus ve Hamada öldürülen Müslüman kardeşler ve daha nice toplu kıyımlar.

İkinci dünya savaşından sonra kurulan sözüm ona demokratik cumhuriyetler,belli zümrelerin hegemonik gücüyle yönetilip insan haklarını hiçbir zaman tanımadılar.Milliyetçi şoven bir sürecin sonunda diktatör milliyetçi iktidarlar kurup,demokratik zeminin gerisinde kaldılar.Son sürecte diktatörlükler değişime mahkum olunca,tamda bu zamanda, kendilerine yakışır tablolar da oluşturmaya, yeniden kan akıtmaya başladılar,Tablolarını,insan manzaralarını kanla çizmeye başladılar.Diktatörlükten çok dikta Terör manzaraları oluşmaya başladı.Daha öncede vurgusunu yapmıştık.Muammer Kaddafinin ülkesinde yaşayan insanlar refah içindeydiler.Bu da yetmiyordu.Halkı değişim istiyordu.40 yıllık iktidarına tahammülleri kalmamış,bu da emperyal güçlerin de işine yaramıştı.Vizyonları hazır değildi ama,yinede değişimden yana tavır koydular.İç karışıklıklar devam etmekte.Libyanın durumu daha mı iyi olur.Onu zaman gösterecek.Ama Suriyede durum farklı.Yeniden Humusta insan vahşeti yaşanmaya başladı.Muhaliflere karşı,kanla sistem korunmaya çalışılıyor.Daha çok savunmasız insanlar,çocuklar,anne ve babalar bombalarla öldürülüyor.Anaların feryadı  arşı alaya yükseliyor,emperyal güçlerin kılı kıpırdamıyor.Beş yaşında parçalanmış bebeğinin parçalarını toplayan bir annenin tablosu düşüyor tarih karesine.Bu arada televizyon görüntülerine de Beşar Esad ve babasının kirli tablolarını izliyor,dünya ve Ortadoğu kamuoyu.Emperyallerin keyfi yerinde.Her birinin hesabı değişik.

Orta doğu bu gibi sahnelere maalesef yabancı değil?1982 yılı, yine baba Esad diktatörlüğü sırasında Humus ve Hama’ya havadan ve karadan saldırı düzenlenmiş.Katliamlar sonunda 40.000 müslüman öldürülmüş.Katliama katılmak istemeyen Müslüman askerler idam edilmişti.O büyük katliamdan kaçan yaklaşık bir milyon insan da hala S.Arabistanda yaşamaktadır.

Şubat- eylül 1988 tarihleri arasında Saddam rejimi sırasında,Kürdistan bölgesinde büyük bir

operasyon başlatılmış,Enfal suresindeki,savaş ganimetleri bahsinden yola çıkılarak kod isim Enfal olarak kullanılmıştı.Tarihin en kanlı diktatörü,ülkesindeki muhalifler,başta

Kürtler,SüryanilerKeldaniler,Yezidi Kürtler ve Türkmenler olmak üzere 180000 insan öldürülmüş ve ülkesindeki her türlü muhalifin malına ,kadınlarına sahip olunmasını serbest bırakmıştı.Kadınlar ve çocuklar zehirli gaz,açlık ve susuzluktan, Peşmergeler ve sivil halk da toplama kamplarında öldürülmüşlerdi.

Öncesinde karakol amiriyken,Saddam tarafından Milli Savunma Bakanlığına getirilen Hasan Ali-El Mecit-El Tıkriti,namı diger kimyasal Aliye gaz bombası kullanmayı emretmiş.Sadece Halepçede 5000 den fazla insanın ölmesine,7000 den fazla insanın yaralanmasına sebebiyet vermişti.Süleymaniye Üniversitesi öğrt.üyesi prof.Nihat Baban 7 Aralık 2002 tarihli The Sydney Morning Herald gazetesinde yayınlanan makalesinde,Halepçede özürlü doğum oranının Hiroşima ve Nagazakinin 4-5 katı olduğunu iddia etmişti.1992-1995 yılları arasında arasında bağımsızlık mücadelesi veren Bosna-Hersekte de 10.000 lerce insan katledilmiş,özellikle erkek nüfus üzerinde yoğunlaşılarak adeta soykırım uygulanmıştı.İnsanlık dışı uygulama aynı zamanda çocuklar ve kadınlar üzerinde de uygulanarak uzun zaman dünya bu çığlıkları duymuştu..Bosnada sürüp giden vahşeti seyreden

egemen güçler lütfedip akan kanı,uzun çığlıklar sonucunda durdurdular.Bu insanlık dramı ile ilgili halen Uluslar arası Lahey Adalet Divanında, yargılama devam etmektedir.Bu anlatılan ve yazılanlar son 30 yılın insanlığı yıkım tabloları.Bu durum bir dünya hastalığı.Yani egemen güçlerin sunduğu reçeteler.Şimdi Suriyedeki bu kanlı süreç ABD’nin çıkarlarına mı yarayacak,yoksa Rusya,Çin ve İranın hesaplarına mı.Yoksa dünya yeniden iki bloklu bir sürecin arifesinde mi.Nasıl olsa küçültülmüş ülkeler dünyayı paylaşanların elinde bir oyuncak gibi.

Bu tabloya bakıldığında Suriye uluslararası arenaya dönüşmüş.ABD ve İran kozlarını burada paylaşacaklar gibi bir manzara var karşımızda.Suriyedeki renklerin de yara alması kaçınılmaz gibi bir tablo çiziyor.Mazlumlar bu kirli tablolar karşısında susuyor.Egemenler de senaryolarına devam ediyorlar.


YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu