23 Nisan 2018 Pazartesi 16:33
 

ERDOĞAN, EMPERYALİZM VE ORTADOĞU

ERDOĞAN, EMPERYALİZM ve ORTADOĞU
05 Şubat 2018 Pazartesi 15:38

Cemil AYDOĞAN

Konuya girmeden önce Erdoğan’ın Allah inancında samimi ve cesur bir insan olduğunu belirtmekte yarar görüyorum. Ancak tarihi liderler için bunlar yeterli değildir. Eflatun’un bir sözünü unutmamak lazımdır; “İnsanları belirleyen insanların sosyal ve siyasal çevreleridir”. Bu liderler danışman ve vezirlerini seçerken çok dikkatli olmak zorundadırlar. Gerçek liderler danışmanlarının davranış hareketleri ve yüz hatları kendilerine objektif bir kanaat vermektedir. Danışmanlarını tanımayanlar ve hain olanlar liderleri mağlubiyete, danışmanları doğru ve aslan olanlar liderleri zafere götürürler. Belki de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böylesi kriterlere sahip bir lider şimdiye kadar gelmemiştir. Ancak bu kriterler toplumsal ve siyasal mücadelede onurlu bir şekilde ayakta kalmaya yetmiyor. Ben üniversite öğrencilik yılları döneminde temsilcilik yapan sol kulvarlarda Allah inancına dayalı sosyalist çizgiyle koşan bir şahsiyet olarak bu günlere kadar geldim. Allah inancında adalet kulvarı benim şimdiye kadar vazgeçilmeyen taleplerim olmuştur. 
Öğrencilik döneminde emperyalizmin bir uzmanı olarak defalarca öğrenci kitlelerine emperyalizm seminerlerini verdim. Emperyalizm kitabını tamamiyle ezberlemiş ve Marx’ın Kapital 1, 2 ve 3. baskılarını okumuş ancak ağır bir matematik ortamını beraberinde taşıdığı için tam olarak anladığımı belirtmek doğru olmaz. Ancak dünün emperyalist sistemi ile bu günün emperyalist sistemi arasında sadece biçimsel değişiklikler devam etmektedir. Sömürü sistemi ve özü aynen devam etmektedir. 
Emperyalizm tanımında; 
1. Üretimde ve sermayede yoğunlaşmanın en yüksek seviyeye ulaştığını ve iktisadi hayatta kesin rolü olan tekellerin yaratılmıştır. 
2. Banka sermayesiyle sanayi sermayesinin kaynaşmasından finans kapital, finas kapitalin üzerinde bir finans oligarşisi kurulmuştur. 
3. Dünyayı aralarında bölüşen uluslararası tekelci kapitalist birlikler yaratılmıştır. 
4. Dünyanın toprak bakımından bölüşülmesi büyük kapitalist güçlerce tamamlanmıştır. 
Şimdi böylesi ahtapot bir sistem karşısında “ben barış, demokrasi ve bağımsız bir ülkeden yanayım” demek için çok ciddi tedbirler gerekiyor. Bu önlemleri almadığınız taktirde dünya genelinde hakim olan ahtapot canavarına yem olmanız kaçınılmaz olacaktır.
Emperyalist sisteme karşı sosyalist sistemin seçenek olduğu dönemlerde bu sistem tasfiye edildiği zaman yerine proleteryaya dayalı (işçi sınıfı) bir dikdatörlük sistemi konularak sistem değişikliğine gidiliyordu. Bu gün sosyalist sistemler dünya genelinde varlıklarını kaybetmiş durumdadırlar. 
Şimdi seçenek ne olmalıdır: Özellikle ülkemiz için bunu söylemekte yarar görüyorum. Sayın Erdoğan kılıcıyla, kalkanıyla, zırhıyla atına binerek bu sistemin karşısına çıkmaya devam etmektedir. Bu bir cesaret örneğidir. Taktir etmek lazımdır. Ancak kapitalist ve emperyalist sistemlerin üretim hayatında hakim olduğu ülkelerde öncelikle bu sistemlerin can damarlarını kesmek bu gün belki zordur, ancak damarları daraltılabilir. Örneğin tekelci kapitalist sistemlere bağlı holdingler ve emperyalizmin yerli işbirlikçilerinin can damarlarını büyük ölçüde kesmek gerektiğine inanıyorum. 
Bu damarlar büyük çapta tasfiye edildiği zaman bu sistemlere bağlı ordu ve devlet içinde bazı güçler bu kapitalist sistemi yeniden hayata geçirmek amacıyla zaman ve mekana göre askeri darbeler veya o ülkede kendilerine bağlı kurumlar kanalıyla iktidarı alt etme girişimleri kaçınılmaz olarak her zaman büyük bir tehlike olarak durmaktadır. 
Artık günümüzde devrimlerle beraber her şeyi kamulaştırma modasıda geçmiştir. Ancak bana göre bir formül hayata geçirilebilir. Banka sermayesi ve sanayi sermayesinin hakim olduğu tüm üretim kurumlarında giderler kesildikten sonra yüzde 3-5 civarında bir kâr verilerek sistemin devamı sağlanabilir. İskandinav sosyalizminden yararlanılabilir. O kesilen milyarlarca dolar parayı kendi halkının ekonomik refahı için kullanılarak özgür ve her nevi doğal ihtiyaçlarını karşılayabilen sosyal bir devlet yapısı hayata geçirilebilir. Bunu yaparken siyasi ve askeri zeminlerin de mutlaka oluşturulması gerekiyor. 
1. Türkiye de tarihten gelen bilgiler ışığında Kürt sorunu acilen halledilmelidir. 1071’de Malazgirt savaşında Selçuklu hükümdarı Alpaslan, Mervani Kürtlerinin desteğiyle bizansı yenmiş ve Kürtlerin desteğiyle Anadolu kapıları kendisine açılmıştır. 
2. Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim Çaldıran savaşında yüzde 70 Kürt halkının desteğiyle Şah İsmail’i yenmiş ve Şii düşüncenin Anadolu’ya yayılmasını engellemiştir. Şah İsmail bu savaşı kazanmış olsaydı Osmanlı devleti tarihten silinmiş olacaktı.
3. Kurtuluş Savaşında Kürt halkı kendi bölgelerinde devletin hiç bir desteği olmadan kendi öz güçleriyle Fransız ve İngiliz sömürgecilerine karşı direnmiş ve Türk kardeşlerine ihanet etmemiştir. Araplar gibi küçük devlet kurma anlayışına girmemişlerdir. 
4. Kurtuluş savaşında Çanakkale’de Türk kardeşleriyle omuz omuza savaşarak bu ülkenin kurtuluşuna ve bağımsızlığına ortak olmuş bir halk olarak günümüze kadar gelmişlerdir. 
Daha sonra Kürt halkı Osmanlıda kazanmış oldukları kendi paşalarıyla yönetim şekillerini Kurtuluş savaşından sonra kaybetmiştir ve daha demokratik hak ve özgürlükler beklerken Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmuşlardır. O dönem Kürt halkının özgürlük ve demokrasi talepleri verilmiş olsaydı o günden bu güne kadar dökülen kanların ortadan kaldırılması sağlanmış olacaktı. Bu tarihi bilgiler ışığında Türkiyede ve Ortadoğuda emperyalist sistemlere karşı bu ittifak ve birleşme zorunlu bir görev olarak karşımızda bulunmaktadır. 
Bu taleplerin hayata geçmesiyle beraber ülkemizde ve Ortadoğu’da yeni bir sistem ve yeni bir liderin ortaya çıkarmasını beraberinde getirmiş olacaktır. 
1994’te Mardin cezaevinde olduğum dönemde “Hz. İbrahimden Bu Güne İnsanlığın Direniş Tarihi” kitabını yazdım. Bu kitapta “ben insanlık tarihiyim” ismiyle Hz. İbrahim’den günümüze kadar yaş ve dönemlere göre insanlık mücadelesine katkı sunan lider ve devlet başkanlarını basamak basamak 28 satır ve 7 kıtadan oluşan bir şiir yazdım. Bu şiirin son kıtasında ismi ve şahsı meçhul olarak geçen, görünmeyen bir liderin ismi geçmektedir. 
Yüzyıllarca şiddet ve hoşgörüyle iç içe yaşayan Aynı sınırlar içinde Anadolu halklarının kardeşliğiyim
Yeni bir demokrasi sistemiyle Ortadoğu ve tüm dünya halklarının kurtuluş mücadelesiyim
Bu sistemi getirecek bu topraktan çıkacak benim ve ortadoğu halklarının kalbindeki kişiyim 
Alemlerin rabbi için insanlık, demokrasi, barış ve geleceğin çift kanatlı yedinci perdesiyim
21 Mart 1994 
Siyaset risk ve bedel isteyen bir görevdir. Hiç bir liderin hayatı garanti altında değildir. Bu taleplerimin muhatabı tarafından bu günün şartlarına özgü kriterleri ve inanca dayalı demokratik bir sistemi hayata geçirme şeref ve sıfatına sahip olabilir.

DİĞER HABERLER

Mardin’de “İş Birliği Platformu” toplantısı

Mardin’de “İş Birliği Platformu” toplantısı

DİKA’nın öncülük ettiği ‘Ajans-Üniversite İş Birliği Platformu’nun 6’ncı toplantısı gerçekleştirildi.

Mardin’de araması bulunan 20 kişi yakalandı

Mardin’de araması bulunan 20 kişi yakalandı

Mardin’de çeşitli suçlardan dolayı haklarında yakalama kararı bulunduğu belirtilen 20 şahıs yakalandı.

OHAL yedinci kez uzatıldı

OHAL yedinci kez uzatıldı

TBMM'den gelen son dakika haberlerine göre; Olağanüstü Hal'in (OHAL) 3 ay daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi TBMM'de kabul edildi.

Erdoğan: Erken seçim 24 Haziran´da yapılacak

Erdoğan: Erken seçim 24 Haziran´da yapılacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Erken seçim 24 Haziran´da yapılacak" dedi.

Doğuştan Albino ve İşitme Engelli Kardeşler Yardım Bekliyor

Doğuştan Albino ve İşitme Engelli Kardeşler Yardım Bekliyor

Mardin'de doğuştan abinizmli ve işitme engelli biri 6, diğeri 8 yaşındaki kardeşler yardım eli bekliyor.

Erken seçim olacak mı? Tüm gözler Erdoğan-Bahçeli görüşmesinde

Erken seçim olacak mı? Tüm gözler Erdoğan-Bahçeli görüşmesinde

Bahçeli'nin 'erken seçim' çağrısı sonrası Cumhur İttifakının iki lideri bugün saat 13:30'da Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda görüşecekler. Siyaset dünyasının yanı sıra para piyasalarının da gözü bu görüşmede. İşte Türk siyasi tarihinin en sıcak günlerinden birisi olmayı şimdiden başaran 18 Nisan 2018'den notlar...

ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI

ÖNE ÇIKANLAR

HAVA DURUMU

5 günlük hava durumu